10 Eylül 2015 Perşembe

Kötü Kahraman Olmak



Benim hem kötü hemde kahramanım olanlar var. Benim olduğu kadar onları tanıyanlar içinde öyle olduklarını düşünüyorum. 

 
   Eski Türk filmlerinde ki kötüleri özledim. Hani deşifre olduğunda kaçıp bir daha gelmeyen kötüleri. Hani yaptıkları tezgahlar ortaya çıktığında polisin hemen yakaladığı kötüleri. Hani yakalandığında suçlarını itiraf eden kötüleri.

  Günümüzde kötüler o kadar kötüler ki geçmişte ki kötüleri özlememek elde değil. Bahar devrimi aracılığı ile ölenlerin, evsiz yurtsuz kalanların, göçmen hale gelenlerin rakamla ifade edilmesi bile imkansız durumda. Gelişmiş ülkelerin göçmenlere karşı aldıkları tavır akla ziyan. FED ve ECB yada Çin hiç bir ülkeyi takmadan istedikleri ekonomik kararları alıp tüm insanlığı ateşe atmaktan geri durmuyor. Kötüler artık eskisi kadar naif değil. Nerede eski bayramlar denmekte. Onun yerine " Nerede eski kötüler! " demek gerekli.

Kötü Olmak Bir Ayrıcalıktır

  Ülkemizde olanlara anlam vermek zaten imkansız. Kuralsız, izansız, düşüncesiz davranan bir yönetim ve o yönetimin yaptığı olumlu olumsuz her şeye muhalefet eden örümcek kafalılar. Ve elbette filler tepişirken ezilen gariban halk. Tuzu biberi denir ya oda son günlerde kontrolden çıkan terör olayları.

   Teröriste terörist diyemeyen ama barış lafını ağzından düşürmeyen çakallar. Olayları oya çevirmeye çalışan çıkarcılar. Oluşan boşlukları doldurmaya çalışan açık gözler. Ve " Nereye gidiyor bu ülke! " diyen gariban halk. Dediğim gibi eski kötüleri özledim. Hani o Erol TAŞ, Hüseyin PEYDA, Nuri ALÇO hatta Tecavüzcü COŞKUN'u. Zira o bile tecavüz ederdi sadece. Öldürmez, elini kolunu kesmez, yakmazdı.