12 Ocak 2015 Pazartesi

Avrupa Birliği Nedir?



    Ülke olarak Avrupa Birliği'ne ( AB ) girmek konusunda sürekli değişken fikirlere sahibiz. Yapılan araştırmalar Birliğe girme konusunda değişkenlik göstermekte. Bu değişkenlik genellikle siyaset adamlarımızın söylemleri, açıklanan ilerleme raporları yada tarafımıza yöneltilen olumsuz eleştirilerden kaynaklanmakta. Ve bu durumun sebebi Avrupa Birliği'nin ne olduğunu bilmememizden kaynaklanıyor. Zira biz Avrupa Birliği'ni eski şekli olan ekonomik birlik olarak düşünüyoruz. Girme konusunda talebimizin altında yatan yegane sebepte refah seviyemizi arttırma isteğimiz. 

   Avrupa Birliği ile ilgili detaylı bilgi mevcut. Konumuz zaten kuru bilgi değil. Eğer AB'ye dahil olursak bizi nelerin beklediği hakkında. Bu alanda da AB müktesebatını iyice irdelemek gerekli. Yani konu malumunuz üzere tek bir yazıda incelenmeyecek kadar detaylı. Ama Birliğe dahil olmanın sonuçlarından yada şartlarından birisi artık iç işlerinize birilerinin karışmasına izin vermenizdir. Merkez Bankası'nın para basıp basmamasına bile karışılmasını kabul etmeniz anlamına gelir. Yani cebinizde ki parayı harcayıp harcamamak hususunda müdahale kapısı açılır. 

   Kuzey Kıbrıs Rum Kesimi'nin içinde bulunduğu mali kriz malum. Bu sebeple hali hazırda mercek altında olan ülke ekonomisi farklı konularda da müdahalelere maruz kalmakta. Hava yolları şirketine ülke yönetiminin verdiği paranın haksız rekabet sebebiyle geri alınması istenmekte. Ve bunun neticesinde hava yolları şirketi kepenklerini kapatmakta. 

İstikbal Göklerdedir
    Neyi ne için istediğimizi ve sonuçlarında ne ile karşı karşıya kalacağımızı daha iyi öğrenmemiz gerekmekte. Zaten son dönemlerde AB ile olan üyelik ilişkileri hakkında daha mesafeli davranılmasına cesaret veren bu ve bunun gibi sebepler ziyadesiyle mevcut. 

     Siyaset üstü davranmak diye bir terim vardır. Ülkemizde uzun yıllar siyasi dengeler oturmadığı ve siyasi görüşler sürekli savrulduğu için siyaset üstü davranmak mümkün olmadı. Zira çok partili dönem başladıktan sonra darbeler ve darbe girişimleri dengeleri sürekli değiştiren başlıca unsurdur. Son yıllarda AKP iktidarı ile seçimleri zaten kazanırım inancına dayansa da popülist davranışlardan biraz olsun uzak kalınmış ve siyaset üstü gelecek planları yapılmaya başlanabilmiştir. Türk halkı olarak bizde artık siyaset üstü düşünmeye geçmeliyiz. Dönemin siyaset adamları ve partileri illa ki değişecekler. Ama bu topraklar ana babamızdan çocuklarımıza bırakacağımız miraslarımız. Onu ne kadar daha iyi bırakacağımız bu geçişe bağlı. 

10 Ocak 2015 Cumartesi

Cumhurbaşkanlığı Sarayı


       Siyaset konuşmayı ülke olarak pek severiz. Herkesin olağan dışı bir ilgisi vardır siyasete. Ama son yıllarda AKP ile yaygınlaşmasına kadar da aktif siyasetten herkes uzak dururdu. Allahtan AKP bir nebze olsun yaygınlaştırdı siyaseti.

       Siyaset içerikli yazı için iyi bir giriş oldu sanırım. Şimdi gelelim içeriğe. Vakti zamanında hollandalı olarak bilinen metrobüsler vardı. Unutkanlık konusunda harika bir geçmişi olan toplumumuz içerisinde hatırlamayanlar olabilir. Tepav harika dokümanlar oluşturmakta ve yayınlamakta. Takip etme şansı olanlar için güzel mecra. Phileas'ı hatırlayan var mı? diye metrobüsleri ve onun üzerinden son günlerde gündeme gelen çürümeye bırakılan marmaray trenlerinden bahseden paylaşımları oldu. Yazının başlıkla olan alakasına buradan geçiş yapacağım. Hollandalılardan vakti zamanında 50 tane alındığını ve şu an metrobüs hattının 460 adet araç içerdiği belirtiliyor. Ve ilk siparişten sonra başka hollandalı alınmamış. Tabi bu başka bir eleştiri yazısı konusu olabilir. Asıl mesele 460 adet aracın tahmini maliyeti. Kime sorsanız araç başı en fazla 500.000 TL civarı olduğunu söyler. Bende benzer bir tahminde bulunuyorum ve kabaca 300.000.000 TL civarı bir demirbaş maliyeti olduğunu hesaplıyorum. Tabi bunun şoföründen araç bakım ekiplerinden garajlara kadar ciddi altyapı lazım. Ki 500.000.000 TL ye tamamlayalım. 
Metrobüs Çilesi

      Haberleri, kaynakları ve üsteki fotoğrafta da yeterliliği paylaşmış olduk. Günün farklı saatlerinde metrobüs kullanmış birisi olarak belli saatler dışında üstte ki görüntünün pek zuhur etmediğini belirtmekte fayda var. Lakin o belli saatler var ya o belli saatler her durak üstte ki fotoğraftan beter olabiliyor. Konu ve başlık bağlantısını zirveye çıkarmanın tam zamanı. Cumhurbaşkanlığı sarayının maliyeti 1.370.000.000 TL imiş. Tamam toplum olarak ihtişamı severiz farklı ülke yetkililerini şaşalı bir yerde ağırlamak hoşumuza gider. Ama o baştaki bir kalsında devamında ki 370.000.000 i bari böyle şeylere harcasak da güne başlamak biraz olsun insanca gelse metrobüs kullanıcılarına. Tabi birde o malum saatlerde E-5 i kullanan yabancı ülke yetkilileri Sarayımıza (!) giderken o hallerimizi de görmese. 

      Ya bak yine boş boş konuştum. E-5 İstanbul da Saray Ankara da. Bekleme yapmayın devam edin siz en iyisi...