4 Kasım 2015 Çarşamba

Petrol Fiyatları Neden Halen Yüksek?



     Büyüklerimiz geçmişte ulaşımın ne kadar kısıtlı imkanlar ile yapıldığının sık sık anlatırlar. Özellikle Anadolu'nun ücra köşelerinde bir yerden bire gitmenin çok uzun zaman aldığını, yürümek zorunda kaldıklarını yada işleyen bir makine bulmak için haftalarca beklemek zorunda kaldıklarını ballandıra ballandıra dile getirirler. Devamında sözü ne kadar şanslı olduğumuza, değer bilmezliğimize hatta vefasızlığımıza kavuştururlar. İletişim kurmamamız, hal hatır sormamamız ve ziyarete gitmememiz hele ki bu kadar imkanları arttığı bir çağda ayıp ettiğimizin kanıtıdır. Büyüklerimiz öyle düşünüyor hak vermek yada vermemek size kalmış.

     Günümüzde hızlı trenler, her ile yapılmaya çalışılan hava alanları ve metrolardan bahsedilse de seçimlerin bile uzun süre propaganda aracı duble yollar olmuştur. Bunun temel sebebi de elbette toplum olarak üstte bahsettiğim geçmiş eziklikten midir bilmem ama kendi aracına sahip olmak, işine komşuna ya da pazara kendi aracınla gitmenin hayat standardının temel kıriteri olmasıdır. Bir ev bir araba her Türk ailesinin başat hayalidir. İş böyle olunca da elbette kişi başına düşen araba istatistiği yükseliyor. Ve bu durumda özellikle büyük şehirlerde trafiğe, trafikte aklı zorlayan hezeyanlara sebep oluyor.

     Peki bu kadar çok araç olunca ve her yere onunla gitmek isteyince trafik dışında neye sebep oluyoruz. Elbette hava kirliliğine. Çocuklarımızın geleceğini hatta kendi yaşlılığımızı düşünüyorsak çevremize ve doğaya sahip çıkmamız gerekiyor. Toplu taşıma kullanımı da hava kirliliğinin önlenmesinde atılması gereken ilk adımlardandır. Artık gerisi size kalmış, Sen bilirsin Türkiye!

    Havayı kirleten araçlar değil elbette, araçların tükettiği yakıtlar. Peki bu yakıtların fiyatları nasıl şekilleniyor diye bu kadar çok araç sahibi olunca kafa yoranda bir hayli çok oluyor. Petrol fiyatları düşüyor ama akar yakıt istasyonunda ödediğim bedel neden düşmüyor? Bu soruyu şimdiye kadar sormadı iseniz sorduğunuzda cevabı hemen yapıştırırlar; Dolar yükseliyor ve otomatik fiyatla sistemimiz olduğu için pompa fiyatlarına yansımıyor. Hadi canı!. Otomatik fiyatlama mı. Harika ya demek ki kişilerin inisiyatifine bırakılmıyor. Ne güzel bir ülkede yaşıyorum Allah'ım. Demek isterdim ama kazın ayak kısmı farklı olduğunu söylüyor.



     2015 Mayıs aynın ilk haftasından başlayarak her hafta petrol varil fiyatı ve o gün ki dolar kuru ile çarpımının ve aynı gün ki benzin pompa fiyatının grafiği üstte. Otomatik fiyat ayarlaması filan yalan gibi görünüyor.

   Hazır seçimler yeni bitmiş vaatler konusunda asgari ücrette olduğu gibi yan çizmeler ilk günden başlamış muhalefet nasıl yapılır onu tartışalım. Bu ülke yararına iyi şeyler yapmak için sadece yönetimde olmak gerekmiyor. Doğru bir şekilde muhalefet etmekte gerekiyor. Ve bu muhalefeti yani Hayır ve İstemezük üstüne kurulan şeklinde değil yapıcı muhalefeti AK Partiye oy verenler bile hatta ilk önce onlar yapmalı. Yoksa bir sonra ki seçimlerde yine 7 Haziran seçimleri gibi bir tablo ortaya çıkacağı muhakkak.

    Ve herkesin bilmesi, biliyorsa hatırlaması gereken bir konu var. Bu ülke için yapılan her iyi şey sadece yapan kişileri destekleyenlerin yararına olmuyor. Ya da aynı kişilerin yaptıkları kötü şeyler sadece o kişilere o vermeyenleri etkilemiyor. Herkesi ve hepimizi etkiliyor.



10 Eylül 2015 Perşembe

Kötü Kahraman Olmak



Benim hem kötü hemde kahramanım olanlar var. Benim olduğu kadar onları tanıyanlar içinde öyle olduklarını düşünüyorum. 

 
   Eski Türk filmlerinde ki kötüleri özledim. Hani deşifre olduğunda kaçıp bir daha gelmeyen kötüleri. Hani yaptıkları tezgahlar ortaya çıktığında polisin hemen yakaladığı kötüleri. Hani yakalandığında suçlarını itiraf eden kötüleri.

  Günümüzde kötüler o kadar kötüler ki geçmişte ki kötüleri özlememek elde değil. Bahar devrimi aracılığı ile ölenlerin, evsiz yurtsuz kalanların, göçmen hale gelenlerin rakamla ifade edilmesi bile imkansız durumda. Gelişmiş ülkelerin göçmenlere karşı aldıkları tavır akla ziyan. FED ve ECB yada Çin hiç bir ülkeyi takmadan istedikleri ekonomik kararları alıp tüm insanlığı ateşe atmaktan geri durmuyor. Kötüler artık eskisi kadar naif değil. Nerede eski bayramlar denmekte. Onun yerine " Nerede eski kötüler! " demek gerekli.

Kötü Olmak Bir Ayrıcalıktır

  Ülkemizde olanlara anlam vermek zaten imkansız. Kuralsız, izansız, düşüncesiz davranan bir yönetim ve o yönetimin yaptığı olumlu olumsuz her şeye muhalefet eden örümcek kafalılar. Ve elbette filler tepişirken ezilen gariban halk. Tuzu biberi denir ya oda son günlerde kontrolden çıkan terör olayları.

   Teröriste terörist diyemeyen ama barış lafını ağzından düşürmeyen çakallar. Olayları oya çevirmeye çalışan çıkarcılar. Oluşan boşlukları doldurmaya çalışan açık gözler. Ve " Nereye gidiyor bu ülke! " diyen gariban halk. Dediğim gibi eski kötüleri özledim. Hani o Erol TAŞ, Hüseyin PEYDA, Nuri ALÇO hatta Tecavüzcü COŞKUN'u. Zira o bile tecavüz ederdi sadece. Öldürmez, elini kolunu kesmez, yakmazdı.

 

3 Haziran 2015 Çarşamba

Seçim Sonuç Tahminlerim



    Siyaset toplumlar arasında farklılık gösteren bir olgu. Ama her ülkede laf kalabalığı içerdiği muhakkak. 7 Haziran seçimlerinin son haftasına girdiğimiz şu günlerde zaten laf kalabalığına doyum noktasına gelmiş olan toplumumuza yeni yükler eklemek istemiyorum. Yazının direkt amacına giriyorum.

    Çok farklı sektörden firmalar, uzak kültürlerden kişiler ve farklı bölgelerden tepkileri ölçme ve sınıflama şansım oldu. Bu sebeple seçimlerin olası sonuçlarını paylaşmak istiyorum.

    Ak Parti    %35-%39
    CHP         %30-%31
    MHP         %20-%21
    HDP          %8-%9
    Diğer         %3-%4

     Fazla söze gerek yok dört gün sonra tahminlerimi kontrol etme şansım olacak.

12 Ocak 2015 Pazartesi

Avrupa Birliği Nedir?



    Ülke olarak Avrupa Birliği'ne ( AB ) girmek konusunda sürekli değişken fikirlere sahibiz. Yapılan araştırmalar Birliğe girme konusunda değişkenlik göstermekte. Bu değişkenlik genellikle siyaset adamlarımızın söylemleri, açıklanan ilerleme raporları yada tarafımıza yöneltilen olumsuz eleştirilerden kaynaklanmakta. Ve bu durumun sebebi Avrupa Birliği'nin ne olduğunu bilmememizden kaynaklanıyor. Zira biz Avrupa Birliği'ni eski şekli olan ekonomik birlik olarak düşünüyoruz. Girme konusunda talebimizin altında yatan yegane sebepte refah seviyemizi arttırma isteğimiz. 

   Avrupa Birliği ile ilgili detaylı bilgi mevcut. Konumuz zaten kuru bilgi değil. Eğer AB'ye dahil olursak bizi nelerin beklediği hakkında. Bu alanda da AB müktesebatını iyice irdelemek gerekli. Yani konu malumunuz üzere tek bir yazıda incelenmeyecek kadar detaylı. Ama Birliğe dahil olmanın sonuçlarından yada şartlarından birisi artık iç işlerinize birilerinin karışmasına izin vermenizdir. Merkez Bankası'nın para basıp basmamasına bile karışılmasını kabul etmeniz anlamına gelir. Yani cebinizde ki parayı harcayıp harcamamak hususunda müdahale kapısı açılır. 

   Kuzey Kıbrıs Rum Kesimi'nin içinde bulunduğu mali kriz malum. Bu sebeple hali hazırda mercek altında olan ülke ekonomisi farklı konularda da müdahalelere maruz kalmakta. Hava yolları şirketine ülke yönetiminin verdiği paranın haksız rekabet sebebiyle geri alınması istenmekte. Ve bunun neticesinde hava yolları şirketi kepenklerini kapatmakta. 

İstikbal Göklerdedir
    Neyi ne için istediğimizi ve sonuçlarında ne ile karşı karşıya kalacağımızı daha iyi öğrenmemiz gerekmekte. Zaten son dönemlerde AB ile olan üyelik ilişkileri hakkında daha mesafeli davranılmasına cesaret veren bu ve bunun gibi sebepler ziyadesiyle mevcut. 

     Siyaset üstü davranmak diye bir terim vardır. Ülkemizde uzun yıllar siyasi dengeler oturmadığı ve siyasi görüşler sürekli savrulduğu için siyaset üstü davranmak mümkün olmadı. Zira çok partili dönem başladıktan sonra darbeler ve darbe girişimleri dengeleri sürekli değiştiren başlıca unsurdur. Son yıllarda AKP iktidarı ile seçimleri zaten kazanırım inancına dayansa da popülist davranışlardan biraz olsun uzak kalınmış ve siyaset üstü gelecek planları yapılmaya başlanabilmiştir. Türk halkı olarak bizde artık siyaset üstü düşünmeye geçmeliyiz. Dönemin siyaset adamları ve partileri illa ki değişecekler. Ama bu topraklar ana babamızdan çocuklarımıza bırakacağımız miraslarımız. Onu ne kadar daha iyi bırakacağımız bu geçişe bağlı. 

10 Ocak 2015 Cumartesi

Cumhurbaşkanlığı Sarayı


       Siyaset konuşmayı ülke olarak pek severiz. Herkesin olağan dışı bir ilgisi vardır siyasete. Ama son yıllarda AKP ile yaygınlaşmasına kadar da aktif siyasetten herkes uzak dururdu. Allahtan AKP bir nebze olsun yaygınlaştırdı siyaseti.

       Siyaset içerikli yazı için iyi bir giriş oldu sanırım. Şimdi gelelim içeriğe. Vakti zamanında hollandalı olarak bilinen metrobüsler vardı. Unutkanlık konusunda harika bir geçmişi olan toplumumuz içerisinde hatırlamayanlar olabilir. Tepav harika dokümanlar oluşturmakta ve yayınlamakta. Takip etme şansı olanlar için güzel mecra. Phileas'ı hatırlayan var mı? diye metrobüsleri ve onun üzerinden son günlerde gündeme gelen çürümeye bırakılan marmaray trenlerinden bahseden paylaşımları oldu. Yazının başlıkla olan alakasına buradan geçiş yapacağım. Hollandalılardan vakti zamanında 50 tane alındığını ve şu an metrobüs hattının 460 adet araç içerdiği belirtiliyor. Ve ilk siparişten sonra başka hollandalı alınmamış. Tabi bu başka bir eleştiri yazısı konusu olabilir. Asıl mesele 460 adet aracın tahmini maliyeti. Kime sorsanız araç başı en fazla 500.000 TL civarı olduğunu söyler. Bende benzer bir tahminde bulunuyorum ve kabaca 300.000.000 TL civarı bir demirbaş maliyeti olduğunu hesaplıyorum. Tabi bunun şoföründen araç bakım ekiplerinden garajlara kadar ciddi altyapı lazım. Ki 500.000.000 TL ye tamamlayalım. 
Metrobüs Çilesi

      Haberleri, kaynakları ve üsteki fotoğrafta da yeterliliği paylaşmış olduk. Günün farklı saatlerinde metrobüs kullanmış birisi olarak belli saatler dışında üstte ki görüntünün pek zuhur etmediğini belirtmekte fayda var. Lakin o belli saatler var ya o belli saatler her durak üstte ki fotoğraftan beter olabiliyor. Konu ve başlık bağlantısını zirveye çıkarmanın tam zamanı. Cumhurbaşkanlığı sarayının maliyeti 1.370.000.000 TL imiş. Tamam toplum olarak ihtişamı severiz farklı ülke yetkililerini şaşalı bir yerde ağırlamak hoşumuza gider. Ama o baştaki bir kalsında devamında ki 370.000.000 i bari böyle şeylere harcasak da güne başlamak biraz olsun insanca gelse metrobüs kullanıcılarına. Tabi birde o malum saatlerde E-5 i kullanan yabancı ülke yetkilileri Sarayımıza (!) giderken o hallerimizi de görmese. 

      Ya bak yine boş boş konuştum. E-5 İstanbul da Saray Ankara da. Bekleme yapmayın devam edin siz en iyisi...