23 Nisan 2014 Çarşamba

Sizin ( Senin ) İçin


   "Saçımı süpürge ettim", "Yemedim yedirdim giymedim giydirdim", "Hayatımı sana adadım", "Senin için ne işleri geri çevirdim, kariyerimden vazgeçtim", "Ne yaptıysan senin için, çocuklarım için yaptım" vb. sözler insan hayatında çok duyulan ve söylenen sözlerdendir. Her insan en azından bu ve benzeri sözlerden en az birisin duymuş yada söylemiştir. Söylemiş olmakta duymuş olmakta çok acı veren durumlardır. Hem söylemek gereğini duymuş olmak hemde yapmış olmak ayrı ayrı kişinin hayatını kendi istediği şekilde değilde başkalarına endekslemiş olduğunu gösterir.

Sonra Başını Taşlara Vurma Hali

  Yapmış olmanın pişmanlık yaşamaya yetip de artacağı bir durumken birde bu fedakarlığı söyleme gereği hissetmek yapılan fedakarlığın karşılık bulmaması anlamına gelir bu dahada elem içerir. 

  "Vatan için ölmek kadar yaşamakta lazım" gibi bir söz vardır. Hayat felsefesinin bu fikir çerçevesinde olması gerektiğini düşünüyorum. Birisi için saçını süpürge etmek yerine hayatı saçın süpürge edilen kişiyle yaşanması lazım. Kişi için ölmek yerine onun için yaşamak lazım. Ailenin istediği mesleği yapmak yerine kendi istediğin mesleği yapıp ebeveynlerin cenazesinde şükür kurtuldum dememek gerekli. Keza aile fertleri de arkalarından böyle şeyler söylenmesini istemiyorlarsa ona göre davranmaları yerinde olacaktır.

  Atalarımız boşa konuşmaz. "Kızını dövmeyen dizini döver" lafı ailelerin görevleri olduğunu hatırlatıyor. Ama çerçevenin doğru çizilmesi gerektiğini unutmadan müdahale edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Sonuç olarak insan denilen varlık şartlara göre fikirleri değişen ve yönlendirilebilir bir canlıdır. Bu sebeple ayarını sağlamanın zor olduğu bir çizgi çizilerek hayata yön verilmeli. 



22 Nisan 2014 Salı

Bakarsan Bağ Bakmazsan Dağ Olur


 
   Kaplumbağalar Fakir BAYKURT'un çok beğendiğim eserinin adıdır. Ülkemizin halen geçerli olan acı gerçeklerinden bazılarını inandırıcı bir şekilde işler. Yapılan her iyilik karşılıksız kalmaz 'illa bir kötülükle' cezalandırılır, yapılan her iyi şeyin taliplisi çok olur, bürokrasi ve iç çekişme ilerlemenin önündeki en büyük engeldir gibi. Lakin benim bu ironi yüklü eleştirilerden daha içselleştirdiğim kısmı 'bakarsan bağ bakmazsan dağ olur' argümanıdır.



  Uzunca bir süredir ilgilenmediğim blog'um yozlaşmış zaten fazla ziyaret edilmiyordu dahada uğranmaz olmuş. Daha önce bir kaç kez benzer şekilde uzak kalıp bu kez farklı olacak şekilde iş başı yapmıştım. O nedenle sadece yazmaya başlamak ve kendimce tarihe kayıt düşmek istiyorum. Hadi Bismillah...