4 Ocak 2013 Cuma

ODTÜ - Siyaset



     ODTÜ'de Başbakan'ın ziyateri esnasında gerçekleşmesi istenmeyecek olaylar herkesin malumu. Olayların devamında Başbakan'ın ODTÜ öğretim görevlileri ve öğrencileri için ağır olarak nitelendirilebilecek sözler etmesi ve cevaben çeşitli siyasi liderler, sivil toplum kuruluş yetkilileri, üniversite rektörleri, öğretim görevlileri, öğrenci grup yetkilileri vb kişilerden çeşitli açıklamalar gelmesi ülkemizin gündemini belirleyen konulardan oldu. Tarhan Erdem'in yazısı olaylar hakkında güzel bir değerlendirme.

ODTÜ de Olaylar

     Olaylar tarafsız olduğunu iddia eden kişiler tarafından zaten gereğinden fazla kez irdelendi. Bu yüzden haklı yada haksızı belirlemek yada fikir belirtmek gayesinde değilim. Amacım eleştirmenin yöntemi hakkında olacak.

     Şimdi bu ülkenin Başbakan'ı bir devlet üniversitesine giremeyecek ve olaylara polis müdahale edecek. Bence asıl haber yapılması gereken konu budur. Belki siz mevcut yönetime güvenmiyor olabilirisniz. Haksızlık yapıldığını, yargının çarpıtıldığını yada hukuksuzluk olduğunu iddia edebilirsiniz. Ama bu size başka bir hukuksuzluk yapma hakkı vermezki. Nasıl olurda bu ülkenin seçmeninin yarısının oyunu almış bir kişi o üniversiteye sokulmaz.
Savaş Alanı Gibi Görüntüler

     Konuyu açıklamak için biraz uzaklaşacağız. Şimdi bu ülkenin Kürt sorunu olduğunu kabul etmeyen çok az vatandaşımız kaldı. Yaklaşık 10 milyon dolaylarında Kürt kökenli vatandaşımız yurdun çeşitli köşelerinde yaşamlarını sürdürüyor. Şimdi Diyarbakır da BDP dışında partilerin miting yapması olay olan bir ülkedeyiz. Hatta doğuda miting yapabilme yarışına girilen günleri yaşadığımızı unutmayalım. Yani kalabalık olduğumuz yerde bizim borumuz öter değilde nedir bu olanlar. Neden İzmir de Kürt gruplar barınamıyor yada ücra mahallelerde doğudan göç etmiş olanların bulunduğu yerlerde örgütlenebiliyorlar. Yada neden MHP doğuya gidemiyor. Cevap çok basit aslında. Adalet yok ülkemizde. Adalet isteyen siyasetçide yok biliyor musunuz.

     Olmaz olur mu diyenler için ODTÜ meselesini tekrar incelemelerini öneririm. Seçilmiş bir Başbakan'a ordunun müdahalesi ile olan olaylar arasında ne fark var. Evet güç kullanan polise aynı ölçüde cevap verilememesi var. Ama konu o değil. Eğer demokrasi diye çığlık atıyorsanız öncelikle kendiniz demokratik olmalısınız. yıllardır bu ülke şu anda bu olayları çıkaranlar tarafından yönetiliyordu. Ve aynı şeyleri şu anda yönetenlere yapıyorlardı. Ve adalet isteyen olmadığı için ülkemizde tekrar yönetimi ele geçirseler yine aynı şeyleri yapacaklar. Sadece roller değişecek. Birde bu olayları halk direnişi olarak göstermek isteyen aciz kişiler yok mu onları okumak için harcadığım zamana yazık. Mesela çeşitli üniversite rektörleri ortaklaşa açıklama yaptılar. Tabi Başbakan'ı destekleyen açıklamalardan bahsediyorum. Bu kadar sıradan fikir beyan edilmesi bile olay oldu. Neymiş bu olay nasıl savunulurmuş. Neden insanların belki yalakalık için yapılmış olsa dahi fikirlerine saygı göstermiyorsunuz. Şunu artık insanlar anlamalı her aklına geleni yapmak insanlara yumurta atmak gibi yada her aklına geleni söylemek demokrasi değildir. Demokrasi özgür olmak, medeni olmak ve adaletli olmaktır. Ve adalet keser gibi kendi tarafına yontmak değil.

Demokrasi Başkalarınada Müsade Vermektir
     Konuyu çok dağıtmayayım bir türlü yazamadığım adalet nedir sorusuna toplum olarak yakın cevaplar verir konuma gelmeden bu işler böyle sürer gider. Yani halk direnişi, devlet terörü, seçilmişler komedyası bu film uzar gider. Önce herkes adalet konusunda istekli olacak. Yapılanlara yaptırımla cevap verildiği sürece tarih tekerrürden ibaret kalmaya devam eder.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder