9 Ocak 2013 Çarşamba

Aşk Nedir ? Neden ?




     "" Uzun sarı saçlarının bağını çözdü. Rüzgarda savrulmaları hoşuna gidiyordu ve erkekleri etkilemede en az güzel mavi gözleri kadar değerli olduklarını çok iyi biliyordu. Ama yinede kendini çok güzel bulmuyordu, diğer tüm güzel kadınlar gibi. Tokasını cebine attı ve arkadaşlarından geri kalmamak için adımlarını hızlandırdı. .....

     Ne kadar da uzun bir gün olmuştu. Dersler her zamankinden biraz daha sıkıcı gelmişti. Bir an önce eve varmak istiyordu. Rahat kıyafetler giymek, hafif bir müzik açmak ve hiçbir şey yapmamak.
Günlerden çarşamba, annesinin eve geç geldiği gündü. Babası zaten hiç erken gelmezdi. Yemekle ilgili işlerden bugün o sorumluydu yani. Alış veriş yapmakla uğraşmayacaktı en azından. Zaten her hafta sonunun büyük kısmını devasa marketlerde geçirmek zorunda kalıyorlardı. Birde hafta içi alış verişle uğraşmak hiçte isteyeceği bir şey değildi, Çevresindekilerin anlam veremediği özelliklerinden birisi de buydu, alış verişi sevmemesi. ' Bir kadın ve alış-verişten sıkılmak ' diyorlardı. Ama O sıkılıyordu işte. Yapacak o kadar değişik aktivite varken, tüm zamanını alış-verişte harcamak hiçte akıllıca görünmüyordu.

      Bunları düşünürken arkadaşının uyarıcı sesiyle bulunduğu ortama dönebildi. Akşam onu aramayı unutmamalıydı. Ödevleri konusunda soracakları vardı. Arkadaşını yatıştırıcı cümleleri sıraladıktan sonra bir kısmını yeniden belleğine yöneltti. Günün kısa bir özeti, akşam gerçekleşmesini beklediği ritüeller ve önündeki uzun yolun ayrıntıları gözlerinin önünden akmaya başlamıştı. Arkadaşlarının Edebiyat hocası konusunda ki yorumlarına katkıda bulunmak için tekrar o ana döndü. Evet edebiyatçı dersi gerçekten sıkıcı kılmaya çalışıyor gibiydi ve bunu onunla konuşmalıydılar. Yoksa hepsi dersten çakacaklardı. Aciliyeti olan bir konuydu.
Geçmiş ten

      Duraktan birkaç arkadaşı ile birlikte dolmuşa bindiler. Yol boyunca da pek konuşmadılar. Konuştuklarında ise konu gün içerisinde ki olaylar hakkında ki dedikodulardı. Arkadaşları dedikodu yapadursunlar, O'nun zihninden çok farklı şeyler geçmekte idi. Gelecekte olacağı yeri düşünüyordu mesela. İşgal edeceği mevkii neresi olacaktı. Neler yapacak, kimler olacaktı hayatında. Bunları o kadar çok düşünüyordu ki artık sıkılmaya da başlamıştı. Gerçi hayatın tamamından rahatsızlık duymaya başlayalı epey oluyordu. Zamanın ilerleyişini, bazen de ilerlemeyişini düşünürken inmesi gereken duraktan önce yer alan, akşamları çok güzel bir şekilde aydınlatılan, özel hastane binasını gördü. Bu binayı her görüşünde beyni zihninden hep aynı tezatlık olgusunu çekip alıyordu. Oraya gelenlerin tamamının içinde bulunduğu kötü duruma göre bir tezatlık. Oradan mutlu ayrılan azınlığı anlatıyordu dış görünüş. Tıpkı kumarhaneler gibi. Orada da azınlıkta yer alan kazananları anlatan şatafat, gösteriş. Bunları düşünerek arkadaşlarıyla vedalaştı ve dolmuştan indi. 

      Eve yaklaşık beş dakikalık bir mesafedeydi artık. Araçların rahat bir şekilde park edebildikleri geniş caddelerin kaldırımlarında yürüyordu. Başını öne eğmiş az önceki düşüncelerini tekrar gözden geçiriyordu. Kafasını kaldırdığında evlerinin bulunduğu sokağın hemen gerisinde yer alan tekel bayini gördü. Arkadaşları ile ilk içki denemelerini bu bayiden aldıkları biralar ile yapmışlardı. Ve satıcının ispiyonlaması sonucunda ailelerinin gazabına uğramaktan da kurtulamamışlardı. Kendilerini ele verse de satıcıya karşı pekte kin duymuyordu. Satıcı, müşterisi yada yanında ona eşlik eden tanıdığı biri olmadığında yaptığı gibi iri gözlerini yola dikmiş gelip geçeni izliyordu. Kendisini gördüğünü biliyordu. Ve belki de O'nu görünce aklına onları nasıl ispiyonladığı geliyordu. Yada onun için sadece yoldan geçen birisiydi, kim bilir!

Yağmur

      Gözlerini tekrar yola çevirdi. Eve ulaşma isteği nerede ise tüm benliğini kaplamaya başlamıştı. Ayrıntıları çok iyi biliyordu. Köşeyi dönecek, iki binayı geçecek, üçüncüsünün sokak kapısını babaannesinin doğum gününde hediye ettiği ve çok değerli olduğunu söylediği anahtarlıkta ki en büyük anahtarla açacaktı. Asansörün zeminde olmasını diledi. Bu O'na yaklaşık bir dakika kazandıracaktı. Yedinci katta indikten sonra geniş anahtar kitlesinin içerisinden yeşil bir plastikle diğerlerinden ayırdığı anahtarı kullanacak ve evde olacaktı.

      İlk binanın çevresini, boyası kalktığı için kahverengiliklere bürünmüş korkuluklar olan bir beton duvar kaplıyordu. Bu binadakiler hakkında nerede ise hiç bir şey bilmiyordu. Bunda bina sakinlerinden arkadaşı olmamasından dolayı içeriden bilgi sızdıramaması başlıca sebepti. Ama ikinci bina sakinleri hakkında geniş bir istihbarata sahipti. Ve bilgi akışı da devam ediyordu.

      Tekrar köşeye baktığında sırtı dönük birisinin orada durmakta olduğunu gördü. Daha önce görmediği ama her an gözlerinin önünde ki bir siluete benziyordu. Bedenin birisini bekler gibi bir hali vardı. Yerinde duramıyor bir sağa bir sola bakınıyordu ve aniden kendisine doğru döndü. O an da neler hissettiğini hiçbir zaman açıklayamayacaktı. Son adımının havada asılı kaldığını düşündü ve ayaklarını aynı hizaya getirdi. Neden durduğunu bilmiyordu. Sadece yutkundu ve bakmakta olduğu gözlerden kaçmaya çalıştı. Kaçmayı beceremedi ama yürümeye devam etmeyi başardı. Beden de kendisine doğru yürüyordu. Birkaç adım ötedeydi.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder