25 Aralık 2012 Salı

Yetenek mi Çalışkanlık mı ?



     EkonomiTurk sitesinde okuduğum bir yazıydı diye hatırlıyorum ama emin olmadım. Yazının içeriği herhangi bir insan fiziksel engeli olmayan bir konuda hiç bir bilgisi olmasa dahi 10.000 saat çalışırsa yetkin bir konuma gelebileceği ile ilgiliydi. Yani belli bir konuda günde 8 saat çalışan birisi:

10.000/8=1250 gün
1250/365= 3,42 yıl
1250/30= 41,6 ay
1250/7= 178,5 hafta

yetkin hale geliyor. Aralıksız çalışılan 3,5 yıl çok uzun bir süre. Tatilleri sorunları hastalıkları katarsak 5 yıl gibi bir süre eder. Herhangi bir konuda yetkin olma fikri çılgın görünüyor gibi değil mi? Piyano çalmayı bilmiyorsunuz. Ama beş yıl aralıksız çalışma bunu mümkün kılıyor. Hatta hatırı sayılır sözü dinlenir birisi oluyorsunuz. Çalışmanın büyüsü olsa gerek bu. Fazıl Say olup olamayacağınız ize tabiki yetenekli olup olmadığınıza bağlı.

     Konuyla ilgili aklımda birkaç isim var. Bekir İrtegün ile başlamak istiyorum. Tıpkı Ümit Özat gibi sık sık hatalar yapan ama çalışkanlığı sayesinde forma şansı bulan futbolcu. Milli formayı giymeye hak dahi kazandı. Gerçi Fenerbahçe de yerine oynayabilecek stoper olmadığı için şans bulduğuda söylenebilir ama temel sebep çalıkanlığı. Peki yaptığı hataları, eksik olan futbol zekası ve yeteneksizliğini düşününce Bekir gerçekten sadece çalışkanlığı ile formayı hakediyor mu? 5 yıl aralıksız çalışıp Alex kadar forma şansı bulması adalet mi?
Yetenek mi Çalışkanlık mı?
     Caner Erkin'in Stoch tan formayı kapmasıda benzer bir durum. Süratli, futbol zekası yüksek ve yetenekli ama savunma yapmayan, bencil ve çok top kaptıran Stoch yerine Caner'in oynaması çalışkanlıkla açıklanabilir mi? Bence Hayır açıklanamaz. İnsanların bildikleri güvendikleri bir yerde yada çevrede olmak isteyeceğini daha önce dile getirmiştim. Yani terbiye edilmemiş, ne kadarda çalışkan olsada, bir yetenek çalışkan ve terbiyeli bir vasata değişilebiliyor. Yani sadece yetenekli olmak çalıkanda olsanız yeterli olmayabiliyor. Benzer bir durum geçtiğimiz hafta sırf şampiyonluk ile ilgili kaygılarını dile getirdi diye José Mourinho tarafından yedeğe çekilen Iker Casillas'ın başına geldi. Maç bitiminde Real Madrid'in Malaga'ya 3-2 lik malubiyetide ironiktir.

     Konunun özüne dönmek istiyorum. Başlıkta ki soruya verilecek cevap elbette çalışan bir yetenek olacaktır. Ama bu elinizde yoksa siz neyi tercih edersiniz. Hatta bir kurgu yapalım. Herhangi bir konuda ekip kuracaksınız. Mesela taşımacılık şirketi ile ilgili bir ekip olsun. Stok sahalarını ve durumlarını belirleyen ilk kişiniz olsun. İşin büyüklüğüne göre şöför sayınız belirlenmeli. Araçların bakımı ve yönlendirilmesi için organizasyon şefi bir başka ekip üyesi olmalı. Muhasebe işleriyle ilgilenen birisi. İş görüşmelerini yapan başka birisi. Şirket tanıtımı ve halkla ilişkilerle ilgilenen birisi daha. Tüm ekini yönetecek planlama ve yönetimi yapacak üst bir yönetici ile çok uzatmadan ekibi tamamlayalım.

   1- Şöförler ( 10 Kişi Olsun )
   2- Yükleme İşçileri ( 20 Kişi Olsun )
   3- Ürün Planlama Şefi
   4- Araç Bakım Organizasyon Şefi
   5- Pazarlama Kısmı ( 4 Kişi )
   6- Halkla İlişkiler Kısmı ( 3 Kişi )
   7- Muhasebe Kısmı ( 2 Kişi )
   8- Yönetim Kısmı ( 3 Kişi )

     Yaklaşık kırk beş kişilik bir ekip kuracaksınız. Nasıl bir yol izlersiniz. Deneyimli kişileri mi seçersiniz? Yoksa genç yeteneklere mi yönelenirsiniz. Galiba pek çok kişi terbiye edilmiş yetenekleri arayacaktır. Ne yaptığına değil öncelikle ne söylediğine bakacaklardır. Aykut Kocaman'ı bende eleştirdim ama görünen o ki hoca herkes gibi davranıyor. Belkide bu yüzden taraftar bir türlü benimseyemiyor Aykut hocayı. Sırf kendine benzzettiği için. Kendi yapamadığı çılgınlığı ondan beklediği ama karşılık göremediği için. Futbol gibi görsel zevk vermesi gerektiği düşünülen bir dalda böyle bir beklenti haksızda değil hani.

     Gelelim 45 kişiyi nasıl seçmemiz gerektiğine. Şöförleriniz iyi olmalı. Ama yetenekli olmalarına gerek yok. Hatta araç kullandıklarını düşünürsek yetenekli değilde düzenli olmaları akla daha yatkın görünüyor. Zira kaza yapma olasılığı azalır. Çünkü risk alma ihtimali düşer. Yükleme işçilerinin yetenekli olmaları gerekli. Çalışkan ve yetenekli olmalılar. İş hem hızlı gitmeli hemde yükleme ve depolama ile ilgili ayrıntıları görebilecek, yeni yöntemler geliştirebilecek bir kadroya ihtiyaç var. Bu tarz işlerde en önemli nokta planlama olduğu için planlama şefinin ilk önceliği devamlılığıdır. Tamda bu noktada herkesin aklında yaratıcı kişinin yükleme işçileri değilde şefin olması gerekliliği fikri cereyan etmiş olmalı. Bence az öncede değindiğim gibi öncelikli özelliği devamlılığı olmalı. Sonra deneyimli ve son olarakta yetenekli olmalı. Çünkü değiştirebileceği pek bir malzemesi yok. Deneyimi ile daha az depo masrafı ve yakıt tasarrufu sağlayabilir. Ama yeteneği ile size hız kazandırabilir sadece. Ve hızın bu alanda geri dönüşü diğer konulardan çok daha azdır. Araç bakım organizasyon içinden benzer bir durum geçerli. Pazarla ile ilgili kısım kesinlikle öncelik olarak yetenek içermeli ki yeni pazarlama teknikleri geliştirebilsinler. Halkla ilişkiler ve muhasebe için deneyim yetenek ve çalışkanlık şartını aramak yeterli. Ve en öneli kısmına gelilim yönetim kısmı. Bahsettiğim yetenekli çalışanlardan gelecek fikirleri değerlendirip uygulamaya sokabilecek açık fikirli yetenekli ve deneyimli bir kadro şart.

     Kurduğum ekip için söylenebilecek ve farklı tercihler geliştirilebilecek olasılık çok. Ama genel çerçeve bu olmalı. Zira sadece yetenek peşinde koşarsanız bir organizasyonunuz olmaz. Halbuki bahsettiğim iş kolunda önce organizasyonunuz sağlam olacak. Sonra istediğiniz değişiklikleri yapabilirsiniz. Varmak istediğim sonuç sektör ve iş koluna göre ihtiyaç duyacağınız ekip çeşitlilik gösterir. Hatta hedef kitleniz bile önemli. Bu yüzden işinize ve hedeflerinize göre bir ekip kurmalısınız. Belli alanlarda yetenekten ziyade çalışkanlık ve devamlılık ön planda tutulmalıdır. Yani doğrudan sorulmuş yetenek yada çalışkanlık sorusuna verilebilcek tek cevap çalışkan bir yetenek olacaktır. Aksi halde ekip içerisinde ki ihtiyaca göre değişkenlik gösterir.


2 yorum: