10 Mayıs 2012 Perşembe

Görev - İnanç İkilemi


Hayatın başından beri değişmeyen insan ihtiyaçlarından belkide ilk sırada yer alan konu inançtır. Son büyük din olan İslam dini her topluma - topluluğa Yaratan ulaşmıştır der. Ve her toplum inançları olan bireylerden oluşur. Zira dinsiz olduğunu iddaa eden insanlar bile bir şekilde bir düzene inanırlar. Ve bu inançları dini içerikli olmasada kapsam olark inanmaktır. Demem o ki insan yapısı gereği yada dünayda var olan yaşam yapısı gereği bir şeylere inanır. Bu inançlar; güneş, şeytan, madde, inek, tanrı, allah, buda ...vb şekillere bürünmüş olabilir.

İnanmak
Üzerinde durmak istediğim konu inanç konusu, inanç çeşitliliği yada bu çeşitliliğin sebepleri değil. Bu yüzden Sivas ilimizde bir caminin imam odasında çıkan yangına müdahale etmek için orada yer alan itfaiye görevlilerinin haber konusu olmuş uygulamalarına gelmek istiyorum. İtfaiye personeli büyük olasılıkla inançları gereği camiye ayakkabıları ile girememişler ve ayakkabılarını çıkarmışlar. Çelişkiye bakın ki yangından korunmaları konusunda onlara yardım edecek ayakkabılarını inançları doğrultusunda giyinip giremeyecekleri için çıkarıyorlar. Temiz tutulması gereken cami ortamına krili ayakkabıları ile girmeyip yangından etkilenmeyi göze alıyorlar. Tabi yangın ciddi olmayıp ayyakabı çıkarılmasının riski ciddi olmayabilir. Ama bu yinede içine düştükleri çelişkiyi ortadan kaldırmaz.

Sorulması gereken soru; aynı durumda kalırsan vereceğimiz tepki ne olur? Bu soru aslında hayatımızın temel sorularından birisi. Sadece nesneleri değiştirip bu soruyu çoğaltmak mümkün. İş yerinde arkadaşlar ve görev, askerde insan hayatı ve görev, aile içi huzur ve düzen, okulda dersler ve eğlence aklıma gelen ilk başlıklar. Yani içine düşürüldüğümüz bu çelişkilerden çıkmak için izlediğimiz yol ne olacak. Ve hangi yolu izlersek doğru yolu seçmiş olacağız. Belkide doğru demekte dooğru değil. Daha az zarar göreceğimiz yolu seçmekten bahsetmek gerekli gibi.

Ben aklın gösterdiği yolu izlemeyi tercih ederim. Zira bu çelişkiye sebep olan asıl temel etkenler aklın mı kalbin mi tarif ettiği yoldan ilerlemenin doğruluğudur. Doğrunun yada daha doğrunun aklın peşi sıra gitmek olduğu. Kişilik özelliklerinin, şartlerın, ve gelecek planlarına göre istisnai durumlar olması gerektiğide ortada. Bu sınırıda herkes kendi hayat koşullarına göre belirlemeli.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder