29 Ekim 2011 Cumartesi

28 Ekim 2011 Cuma

İzmir Notları

İzmir ile ilgili gözlemlerimi ara ara yazmak istiyorum. Bu gelişimde icinde bulunduğum ruh halinden mıdır nedir daha bir net bakıyor gibiyim bu sehre. Zira daha önce ki gelişlerimde büyüsü sehrin, zaten pozitif bakmaya hazır ben yada kısa kalışlar bu sehri olduğu gibi görmeme engel olmuş olabilir.

Karşıyaka'yi dolaştım söyle bir; metrosunu, sahilini ve işlek caddelerini. İlk gördüğüm ucuz bir sehir olduğu ve ınsanlarında zaten ekonomik durumlarını gizlemedikleri yani bu seviyeye denk bütçeleri olduğunu gizlemiyor oluşları. Bu hem onurlu duruş sergileme çabası hem de kral çıplak diyecek birisinin olmamasından gibi.

Kendimde bir Ege'li olarak annelerin kızları ila dolaştıkları böylesi bir sehre komşu olmaktan hoşlandım. Hoşlandım çünkü anneler kızlarına hem kadın duruşunu ogretmekte hemde onlarla boy olcusebilecek guzellikteler. Arkadas grupları kadar anne-kız çifti görmek muhtemel.

Su ana kadar gelememiş şanssız birileri varsa en yakın zamanda gelmeleri kendileri için iyi olur. Zira bozulmakta İzmir...

İzmir...

İzmirde bozulmuş, havası sert, insanı haşin ve soğuk olmuş. İzmirde bozmuş; ekonomi önemli, diğer sehirlerden geri kalma korkusu olusmus ve asıl İzmir kızlarının on plana çıkmaları için caba göstermeleri gerekliymis gibi davranışları belirmiş. Yazık olmuş sana İzmir...

18 Ekim 2011 Salı

Uzun Saç



Bayan yada bay ayırmadan uzun saç tercihinde bulunanlar hakkında küçük bir tespitim olacak. Güzel olduğu konusunda hiç şüphe yok ama bakımlı oldukları taktirde. Kastım sacların her yere değiyor olması. Otobüste elleriniz sağlıksız bir durumla karşılaşabileceği gibi saclarinizinda karşılaşacağı. Ellerinizi yıkıyorsunuz ama saçlarınızı değil. Gün içerisinde saclarinizin temizliğine dikkat edin derim.

17 Ekim 2011 Pazartesi

Havalarda Sogudu


Yaz aylarını ve sıcağı hiç sevmem. Ama kışı severim. Nokta. Havaların istediğim güzel günlerin yaklaştığını mujdelercesine soğudu şu günlerde keyfim yerinde.

Yazı ve sıcağı sevmememin iki nedeni var. İlki herkesin maruz kaldığı bir durum. Kaçmanın neredeyse imkansız olması. Tamam evde, iş yerinde yada araçta klima var. Ama bu yapay yöntemin saglık acısında çokça sakıncasında var. Hadi saglıgınızı koruduğumuzu varsayalım. Sokağa çıkınca, balkonda yada asansörde ne yapacaksınız. Sıcaktan kaçamazsınız. Tamam ince giyinir belki biraz rahatlarsin. Ama terlemekten yada baskalarının ter kokusunu koklamaktan kurtulamazsın.

İkinci sebep biraz kişisel. Koyde büyüdüğüm için yazları genelde çalışmak zorunda kaldığım için yaz ayları çocukluğumun eksik kaldığını düşündüğüm yönlerini hatırlatır.

Kişi sevmeme gelince; gecelerin uzun olması, sıcak ortam muhabbetleri ve kapalı mekanların güzelliklerini sayabilirim. Şimdi atladigim sanılmasın, evet evi, iş yerini ve arabayı sogutabildigimiz gibi isitadabiliriz ama sokağı değil. İnce giyinerek kacinamadigimiz sıcağın aksine soğuktan kalın giyinerek kacinilabilir. Ve tabi baskasının üşüyor olması sizin koku alma organınızı tehdit etmez.

Sıcak günler öyle hemen gitmeyecektir. Ama olsun kış yaklaşıyor.


16 Ekim 2011 Pazar

Yolculuk


Gezmek, yeni yerler görmek, arkadaşlarla görüşmek harika bir duygu. Gezmek alınan hazın yanında birde diğer insanların güzel etkileşimlerini almayida sağlıyor. Gezen kisi için sıradan olan dolaşma eylemi digerleri için şarkılara bile konu olan alıp basını gitme hissi verdigi için neredeyse büyüleyici oluyor. Yeni yerler görmek orada tanıdığınız yada yeni tanıştığınız kisiler için sıradan ama yeni gören için eşsiz oluyor. Ve her yerde başka bir güzellik görenin biriktirdiği koleksiyon dünya üzerindeki nadide koleksiyonlardan oluyor. Bol bol seyahat etmenin belkide en güzel tarafı arkadaşları görmek kısmı oluyor. Herkesten haberdar ve herkesle irtibatta oluyorsunuz.

Seyahat etmenin kötü tarafı ise sürekli birilerini arkada bırakmak. İyi bir sekilde de birakilabiyor dostlar, kötü bir sekilde de. Esas olan gitmek. Avuntu ise tekrar görüşme ihtimali. Ben tekrar görüşme ihtimalini sever oldum...

14 Ekim 2011 Cuma

Hayaldi Gerçek Oldu

Cam kenarında yolculuk etmeyi çok severim. Ama senden daha güzel bir görüntü olamayacağı için oturmak istemene hayır diyemiyorum.

Sabah uyanmak zor gelez bana. Ama sen uyandırdığında sonsuzluk mana bulur gönlümde.

Beklemeyi birisini zaman kaybettirdiği için hiç sevmem eğer beklediğim sen degilsen/

Geçte Olsa

Bu yazıyı cep telefonumdan yazıyor olmayı maharet olarak değil ama teknolojiyi geçte olsa yakaladığımı aktarmak adına yazıyorum. Meyer hayat ne kadar değişmiş. Hayat ne kadar basitleşmiş aynı zamanda zorlaşmış.

Basitleşmiş; bilgiye ulaşım çok kolaylaşmış. Mesela benim öğrencilik yıllarımda kontrolkalemi adındaki foruma davet edilmeden üye olamıyordunuz. Şimdi ise üye çekmeye çalışıyorlar. Nereden nereye. Keza her türlü bilgi internetin, iş hayatinin yada fuarların etkinliklerinde mevcut. İsteyen istediği kadar alabiliyor. Okula yeni başladığımız vakitlerde hocalarımızdan birisi " Burada aldığınız eğitimle en fazla iki yıl mühendislik yapabilirsiniz" demişti. Ne kadar haklı olduğunu görmek bazen az sonra bahsedeceğim zor kısmın sahada zorlasacagini işaret ediyor. Bu arada hocam sözlerine şöyle devam ederdi " Kendi kendinize öğrenmeyi öğrenmelisiniz.". Ne kadarını uyguluyorum bu tarihi tavsiyelerin sık sık düşünüyorum.

Zor kısma gelirsek; artık bilginin degeri ölçüm sekli bakımından değişiyor. Bilgi o kadar çoğaldı ki hangisinin isine yarayacağını bilmek bile bir iş oldu ve değerli bir özellikte. Deneyime olan saygım sonsuz ama artık eski olmak kötü olmasada iyi bir özellikte değil. Genc olmak bilgili olmak bahsettigim onca imkan sayesinde deneyimli olmasalar deneyimli kisilerden destek ve yardım alan sayesinde üstesinden gelinebilir bir olgu oldu. Yani yarışın şartları değişti. İyi donanimli bir yeni mezun hemen ensenizde olabiliyor.

Bu hem iyi hemden kötü. Ama sonuçta hocamın tespitine donüyorum, kendi kendine öğrenmeyi öğrenmek şart. Hadi kolay gelsin o halde.