7 Haziran 2011 Salı

Yaşam...

Saat üç olmak üzre, my women eşliğinde çayımı yudumluyorum. Bu saatte uyumamış olmak ve sabah işe gitmek gerekliliği. Neden sorusunu sormama yol açıyor. "Neden_?" halen uyumadım. Hatta bu yazıdan sonra BattleStar Galactica'nın bir türlü bitiremediğim bölümünü izlemeyi düşünüyorum. Neden_?

Cevabı çok basit; anlamaya başladım, 24 saat olan günü 25 saate hatta 30 saate çıkarmaktan bahsedilmesini. Hayatta yapacak o kadar çok şey varki, hangisinden başlayacağını, hangisine öncelik vereceğine karar vermek bile çok zor. Tam bir bombardımana maruz kalıyoruz, bilgi bombardımanına. Bu bombardımanın içinden işe yarayacak olanları seçmekse pekte mümkün değil.

Ve bu yüzden gün yetmemekte. Önüne gelenleri hazmetmeye zaman bulmak imkansız neredeyse. Ama bazı insanların yapabildiklerine bakınca "Nasıl" sorusu aklıma geliyor. Ve cevabı bulmak pekte zor değil aslında. Zamanı verimli kullanmak ve istikrar. İktidar partisinin demokrasilerde belkide nadir örneklerinden birisi olan 3. dönemde tek başına hükümet kurma olasılığının sebebide istikrar değil midir_?

Hep yaratıcı olmanın başınabuyruk olmak anlamına geldiğini düşünmüşümdür. Haklı olduğumu savunmaya devam ediyorum. Ama başına buyruk olmak demek kısmında yanlışlarım var galiba. Başınabuyruk olmak demek, özgür olmak demektir, istediğini istediğin an yapmak demek değil. İstediklerini belli bir düzen içerisinde yapmak demek. Yani kimsenin yapmaya cesaret edemediğini yapmak ama bunu belli bir program çerçevesinde gerçekleştirmek. Konu ile alakalı Fatmanur ERDOĞANIN Özgürlük, Sorumluluk Taşıyabilmektir yazısını ısrarla tavsiye ederim. Ve çalışmanın anlamını içinde barındıran intihal ile ilgili EkonomiTürk yazısınıda. İyi okumalar ve bol özgürlükler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder