27 Haziran 2011 Pazartesi

Evet

Uzun yazılar yazmak hatta yazı yazmak için bile zaman bulmakta zorlanıyorum. Oysa ne kadarda güzel, hareketli ve paylaşılması gereken şeyler yaşıyorum. Ve bu süreçte takip ettiğim sitelerden ve yazarlardan uzak kalmamak için elimden geleni yapıyorum ki benim yazmak için zaman bulamadığım konuları yazanlardan paylaşımlarda bulunabilieyim kendi deneyimlerimide arttırayım. Bu bağlamda Ömer Ekincinin 19 Mayıs’da KontrolSende Programında Neler Oldu?
yazısı okumaya ve izlemeye değer. Şu sözüde çok harika;

Bir insan eğer bir şeyi içtenlikle isterse evrende ( doğadaki ) herşey ona yardımcı olur.
Ve iş hayatının yaşantımızın bütünü içinde nasıl yer aldığı ve aslında nasıl yer alması gerektiğini özetleyen Hayatımızdaki Beş Top yazıları okumaya değer. Kendi yazılarımı yazmak için can atıyorum ve bunun için program yapıyorum. Temmuz ayı zamanı daha elverişli kullanabileceğim bir zaman dilimi olma yolunda.

23 Haziran 2011 Perşembe

Cep Telefonu

Ülkemizde tek bir telefon hattı kullanıcısı yok denecek kadar azdır galiba. Bende çoğunluğun içinden birisi olarak çift hat sahibiyim. Bu hatlardan birisi şirket, diğeri özel hattım oldu genelde. Ve özel hattım için kullandığım telefon uzun süredir aynı. Ama şirket hattı için tercihim sürekli değişmekte. Bunun sebebi fazla kullanım sonucu yıpranması. Ve bu yüzden genelde basit ve şarjı uzun giden telefon tercihinde bulundum. Taki bir kaç ay öncesine kadar. Ve gittim dokunmatik ekran, Wi-Fi, 3G gibi özellikleri olan bir telefon aldım.

Bunları neden anlattığıma gelince, arkadaşımı beklerken bir alış-veril merkezinde o telefonla yazdığım bir yazıyı noktası ve virgülüne varıncaya kadar değiştirmeden aktarmak istemem buraya:

Sende yalnızsın benim gibi biliyorum. Yada paylaşmaya çalışıyorsun birileriyle. Ama ben buradayım. Ve o rastlantıyı bekliyorum tanışacağım seninle. Belki bir aile ortamında, belkide bir merdivenin dar basamaklarında yada uçurtma etkinliğinde.


P.S: Bu yazı bir alış-veriş merkezinin yoğun gürültüsü altında yazıldı. Ve ben bu kalabalıkla tezat oluşturur bir şekilde yalnızım.

Tarih: 15 Mayıs 11 ( Pzr )
Saat: 16:47

17 Haziran 2011 Cuma

Yeni Yaşlara

Can DÜNDAR'ın yazılarını okuyan birisiyim. Arada yakalayamadıklarımda yok değil. Çoğu fikrine katılmasamda farklı ses olarak görürüm kendisini ve genel olarak hakkında tarafsız algısı hakimdir bende.

Genel olarak duygusal yazılarının siyaset ve gündem yazılarından daha ön planda olduğunu düşünüyorum. Belki yanılıyorumdum duyguları ifşa etti çok güzel yazılar kaleme aldığı için. İclal AYDIN ve Elif ŞAFAK'ıda Can DÜNDAR gibi duyguları aktarmada başarılı yazarlar arasında saymaktan hiç çekinmem. Ama son zamanlarda seçim döneminden midir yoksa başka sebeplerden ötürü müdür bilmem beğendim bu yönleriyle alakalı yazılarından mahrum kalmaktaydım. Taki yaşgümü münasebetiyle Can DÜNDAR'ın kaleme aldığı 50 yazısına kadar. Kendisine nice yıllara diyorum. Ve böyle yazılardan halihazırda seçimde geçmişken kaleme almasını bekliyorum. İyiki doğdun...

7 Haziran 2011 Salı

Huzur

Pes etmenin tadına varmak istiyorum
Hırsımın beni esir aldığı zamanlarda.

Ne güzel söylemiş Meryem BETÜL. Hayat o kadar kısa görünüyor ki gözüme her şeyin bir anda olmasını istiyorum. Ve bu aciliyetim hata yapmama, çevremdekilere ve en önemlisi kendime zarar vermeme neden oluyor.


Peki nedir çaresi bu durumun_? Sürekli karşımıza çıkan bir olgu aslında. Hayattan beklentiler ve sürecin nasıl işleyeceği ile ilgili program. Diyelimki beklentileri belirlediniz, bu hedefleri nasıl aşacağınız, nasıl ulaşacağınızıda belirleyin. Eğer mantıklı cevaplar üretebiliyorsanız hedefleriniz gerçekçidir ve hayattan zevk almamanız için bir sebep teşkil etmezler.

Yaşam...

Saat üç olmak üzre, my women eşliğinde çayımı yudumluyorum. Bu saatte uyumamış olmak ve sabah işe gitmek gerekliliği. Neden sorusunu sormama yol açıyor. "Neden_?" halen uyumadım. Hatta bu yazıdan sonra BattleStar Galactica'nın bir türlü bitiremediğim bölümünü izlemeyi düşünüyorum. Neden_?

Cevabı çok basit; anlamaya başladım, 24 saat olan günü 25 saate hatta 30 saate çıkarmaktan bahsedilmesini. Hayatta yapacak o kadar çok şey varki, hangisinden başlayacağını, hangisine öncelik vereceğine karar vermek bile çok zor. Tam bir bombardımana maruz kalıyoruz, bilgi bombardımanına. Bu bombardımanın içinden işe yarayacak olanları seçmekse pekte mümkün değil.

Ve bu yüzden gün yetmemekte. Önüne gelenleri hazmetmeye zaman bulmak imkansız neredeyse. Ama bazı insanların yapabildiklerine bakınca "Nasıl" sorusu aklıma geliyor. Ve cevabı bulmak pekte zor değil aslında. Zamanı verimli kullanmak ve istikrar. İktidar partisinin demokrasilerde belkide nadir örneklerinden birisi olan 3. dönemde tek başına hükümet kurma olasılığının sebebide istikrar değil midir_?

Hep yaratıcı olmanın başınabuyruk olmak anlamına geldiğini düşünmüşümdür. Haklı olduğumu savunmaya devam ediyorum. Ama başına buyruk olmak demek kısmında yanlışlarım var galiba. Başınabuyruk olmak demek, özgür olmak demektir, istediğini istediğin an yapmak demek değil. İstediklerini belli bir düzen içerisinde yapmak demek. Yani kimsenin yapmaya cesaret edemediğini yapmak ama bunu belli bir program çerçevesinde gerçekleştirmek. Konu ile alakalı Fatmanur ERDOĞANIN Özgürlük, Sorumluluk Taşıyabilmektir yazısını ısrarla tavsiye ederim. Ve çalışmanın anlamını içinde barındıran intihal ile ilgili EkonomiTürk yazısınıda. İyi okumalar ve bol özgürlükler.

5 Haziran 2011 Pazar

Aracı Bulan Kişiye "Kaşar" Hediye Etmek İstedi, Dayaktan Zor Kurtuldu

İsminin açıklanmasını istemeyn bir vatandaşımız toplumumuzda gelenek haline geldiğini iddia edebileceğimiz pazar günü alış-veriş etkinliğini bu pazar farklı bir alış-veriş merkezinde gerçekleştirmek istemiş. Ve başına gelmeyen kalmamış.

Samimi olduğu iş arkadaşlarından birisinin ikamet ettiği bölgeye çok yakın olan bir süpermarkette devasa indirimlerin olduğunu öğrenen B.A. pazar günü alış-verişini buradan yapmak için öğle saatlerinden mekana ulaşır. Arabasını park edip arkadaşıyla birlikte girdikleri süpermarkette gerçekten ççoookkkk uygun fiyatlar olduğunu gören B.A. kendinden gururlu bir o kadarda heyacanlıdır. Zira tasarruf edeceği miktarı hesaplayamamaktadır bile. Ayrıca market çok kalabalıktır ve almak istedikleri tükenmeden elini çabuk tutmalıdır. Sebze-meyve reonundan işe başlayan B.A. alış-veriş arabasını burada neredeyse yarılayarak şarküteri reonuna geçer. Buradan da bir hayli yük alan genç içecek reonunda elindeki arabanın yetmeyeceğini anlar. Yeni araba için arayışlara başlar.

Arkadaşınında benzer bir dertten muzdarip olduğunu paylaşımları sonucu öğrenen B.A.' nın aklına harika bir fikir gelir. Arkadaşı arabalara göz kulak olurken o birer araba daha getirecektir. Ve B.A. ürünlerle doldurmuş olduğu aracını arkadaşına teslim edip ortadan kaybolur. Ve bir kaç dakika sonra boş arabalarla arkadaşının yanında peydah olur.

Tam yanında getirdiği aracı arkadaşına teslim edip kendi dolu aracıyla yola devam etmeyi umarken " Oda nesi " aracının orada olmadığını fark ederler. Duruma çok sinirlenen B.A. arkadaşına tatsız şakayı sonlandırması için sinirli bir şekilde telkinde bulunur. Arkadaşı olayla bir ilgsinin olmadığını B.A. nın yokluğunda sucuk tanıtımı için orada olan güzel bayana yavşamakta olduğunu bahsi geçen bayanında doğrulamasına, rahatsızlığını gün yüzüne çıkarmasına, rağmen inanmaz ve B.A. arkadaşına şakayı sonlandırması için ısrarını sürdürür.

Böyle geçen uzun bir sürenin ardından market yöneticisinin yanına gitmeye karar verirler. Durumu izah ettikten sonra yöneticiden tepki alamayınca B.A. iyice zıvanadan çıkar. Neyse ki market yöneticisi bu durumun son günlerde sık sık başlarına geldiğini o yüzden tepki vermediklerini aktarınca ortamın nabzı düşer. Market yetkilisi ayrıca bu olaylarla organize bir suç örgütünün ilişkisinden şüphe duyduklarını açıklaması olayı dahada ilginç kılar. Ama B.A. olayın ilginçliği değil doldurduğu aracının peşindedir.

Kamera kayıtlarını inceleyen market güvenlik görevlisi yüzünü teşhis edemedikleri, yanda da resmi bulunan kişinin olayla ilgili olduğunu belirler. Bir ara kamera açısından kaybolan şüpeli şahsın izine kasada rastlanır ama oda 30 dakika öncedir. Makus talihine üzülen B.A. ne yapacağını şaşırır. Eve dönmeye karar verir zira saat ilerlemiş süpermarkette ürünler git gite azalmıştır. Kapıyan yönelen B.A. tam kapıyı kullanacak iken güvenlik görevlisinin kendisine seslendiğini duyar. Ne olduğunu anlayamayan genç geri döner ve heyecana boğulur. Zira güvenlik görevlisi bir araba bulunduğunu ve teşhis için gelmesini ister. Erken bir sevinç nidası olmasından çekine çekine baharatların olduğu bölüme doğru ilerlerler. Arabasını uzaktan görür görmez tanıyan B.A. kısa bir hasret gidermenin ardından sevincini çevredekilerle paylaşır. Ve o esnada arabayı bulan bayanla tanışır.

Bayanla aralarında bir aşkın ilk kıvılcımının oluştuğunu söylemek isterdim ama bayan ellilerinde olunca bunun pekte mümkün olmayacağını söylememe gerek yok her halde. Olayın etkisini üzerinden atan B.A. hediye olarak arabasını bulan teyzeye "Kaşar" hediye temek ister. Kendisini yanlış anlayan teyze B.A. ya çantasıyla ve yeni aldığı salamlarla iyi bir girişmek üzereyken olay yerinde hazır bulunan güvenlik görevlisi olaya müdahale eder ve gazlı içecek hediyesi ile teyzeninde gönlü alınıp yollar ayrılır.

B.A. alış-verişe sorunsuz bir şekilde otuz dakika daha devam ettikten sonra ödemesini yapıp marketten ayrılır.

3 Haziran 2011 Cuma

Sende Uzat Elini

Engelli olmak ne demek bilmeyen bir toplumuz. Çevremizde ne kadarda çok engelli var oysa. Trafik kazaları, terör olayları ve kan uyuşmazlığı evlilikleri bu durumun sebeplerinden. Onlar için ne yaptığımızı soramıyorum. Çünkü onların varlığını kabul etmiş durumda bile değiliz henüz. Zaten toplumumuzun genel özelliği görmezden gelmek. Sorunları, kötü olayları yada farklı olanı.

Şimdi çok kolay bir yol var görme engellilere yardım edebilmek için. Görme engelliler için düzenlenen bir etkinlik kapsamında http://www.renklerherkesicindir.com/ sitesindeki kısa filmi izleyip bir vatandaşımızda siz yardımcı olabilirsiniz. Şimdiden " Teşekkürler ".

2 Haziran 2011 Perşembe

Yine, Yeni, Yeniden

Bu siteyi oluşturmamda en büyük pay EkonomiTürk sitesine aittir. Bilmenin verdiği tatın anlamını üniversitede benden büyük olan ev arkadaşımdan almıştım. Bildiğini paylaşmak ve aktarmanın tadınıda Ekonomix'te gördüm.

Ve uzun süredir yazacak onlarca konu ve malzeme varken yazamayan ben yine EkonomiTürk sitesinin yeni oluşumu Insider Monkey sitesi sayesinde yazıyorum. Bilgiyi, fikri ve aklı paraya nasıl çevrilebileceğine güzel bir örnek. İngilizce bilenler içinde kazançlı bir iş imkanı sunuyorlar. Değerlendirmek isteyenler mutlaka siteyi ziyaret etsinler.