8 Mayıs 2011 Pazar

Ne Tarih Nede Zaman...

Yeni taşındığım evimde henüz internet yokken karaladığım bir yazımı toparladım. Afiyetle tüketin.


Ne yazacağımı bilmeden yazmaya başlayan ben, sadece bu anı bir kez daha yaşayamayacağımı bildiğim için yazıyorum.

Ağlamayalı uzun zaman olmuştu. Üstelik bugün arkadaşlarımdan birisi telefonda kendine güvenin artmış, değişmişsin demişti. Ne kadar doğru pek fikrim yok. Ama güvendiğim kendime çok net. Gerçi hayallerimi ertelemememi engellemiyor bu güven. Cesaret edemiyorum harekete geçmeye.

Başlamadan önce yazmaya nereye oturacağımı, hangi defteri alacağımı ve hangi kalami seçeceğimi bile düşünmüştüm.

Hayatlarına bir anlam katmak için insan canını alanları anlatan bir romanın beni ağlatabilmesi kendimemi ağladığım düşüncesini sorgulamama neden oldu. Ağlayacak bir halde miyim acaba_?

Yazarken kolum ağrımakta ve rahat edemiyorum oturduğum yerde. Ayağımı nereye uzatacağım, ışığı hangi açıdan alacağım sorun olmakta.

Neden bitirmek istedim bu kitabı. Sanki nasıl biteceğini, bana neler hissettireceğini biliyor gibiydim. Son zamanlarda sık sık olduğu gibi yine sorguluyorum hayatımı, kararkarımı ve yalnızlığımı.

İlk defa belkide bir yazı yada kitap okuduktan sonra yazıyorum. Ve ilk defa bir kitabı bitirdikten sonra yeni bir kitabın önsözünü yada daha ileriye gidip ilk sayfalarını okumuyorum. Galiba ilk defa bir bitişin güzelliğinide fark etmeye ve yaşamaya zamanım oluyor.

( Tarih yada saat belirtmemiş olmam ruh halimin karamsarlığını biraz daha vurgulamakta. )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder