15 Aralık 2010 Çarşamba

Ne şimdi bu_?

CHP den önce Deniz Baykal ayrıldı seks skandalı sebebiyle. Sonra Önder Sav destekli ve yönlendirmesinde olduğu düşünülen Kemal Kılıçdaroğlu geldi parti başkanlığına. İki başlı yılan görünümünde ki CHP de işler iyi gitmiyordu. Yıllardır muhalefete mahkum olmuştu parti. Ve parti sekreteri direktifleri ile hareket edildiği idda edilen Kemal Kılıçdaroğlu bombayı patlattı; Önder Sav görevinden alındı ve parti tek adam ile yönetilir bir şekle sokuldu. Politbüro denilen sistemin başında ki adam: Önder Sav ve destekçilerinin tepkileri, genel kurul istemeleri ve seçimlere gidilmesini organize etmeye çalışmaları herkesçe malum.

Kemal Bey kazanamadığı halde başarılı olduğu düşünülen yerel seçimlerde kendisine en büyük desteği veren Gürsel Tekin'i ödüllendirir gibi en yakınına yerleştirdi. Belkide kendini biraz daha güvenceye almak için böyle yaptı.

CHP ve politikaları hakkında söyleyecek çok şey var. Ama yaptığı hata ve yanlışların o kadar çok olduğu bir iktidara karşı bile aciz kalmaları neden iktidar olamadıklarının en güzel açıklaması. Hükümet kanadının önerilerinin neredeyse hepsine hayır diyen bir siyaset birilerine göre siyaset yapmak demektir. Türkiyenin en eski partisinin böyle bir acizlik içinde olmasına sebep olanların utanması gerekli.

Bu konuya devam etmeye karar verdim. O yüzden şimdilik bu yeni yapılmayı baltalamak isteyen Melih Gökçek'in; Kılıçdaroğlu gidecek Gürsel Tekin gelecek haberine değinmek istiyorum. Geçenlerde CHP den üst düzey bir yetkilinin sözleri partinin değişim içine girdiğinin bir işareti idi benim için. Zira yetkili Melih Gökçek kendisinin muhatabı olmadığı eğer isterse Ankara parti il başkanı ile görüşmesi gerektiği gibi sözler sarf etmiş. Tamam işte budur, zihniyet değişiyor. Bu durumun genele yayılmasını ne çok isterdim. Lisedeyken Osmanlı Devleti'nin Avrupa da kaybettiği bir savaş sonucunda Osmanlı padişahı ile Avrupalı devlet liderlerinin eşit sayılacağı üzerinde mutabık kalınması hakkında çok şaşırmış ve ne var bunda diye düşünmüştüm. Zira önceden Osmanlı'nın başverizi ile Avrupalı devlet liderleri eşit sayılıyormuş. Pek önem vermediğim bir konu idi bu durum. Ama şimdi düşünüyorumda ne kadar vahimmiş. Zira AB genişleme bilmem nesi gelip ahkam kesiyordu 2000 li yılların başında ülkemizde. Neyse o günleri bir nebze olsun atlattık. Ama daha alınacak çok yol var. Ben mesela İstanbulda herhangi bir semtte gerçekleşen olumsuz bir durumda o bölgenin belediye başkanı, emniyet müdürü ne bileyim yerel yöneticilerin konuşmasını ve konuyu yönetmesini bekliyorum. Bizde direk ya vali yada il emniyet müdürü devrede. Belkide çok şey bekliyorum.

Bu yazı zihnimde olgunlaşan birkaç yazının kapısını araladı. Vakit olduğu ölçüde başlayalım artık. Zaten yazarlarımızda tembellik etmekteler. İş başa düştü...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder