3 Kasım 2010 Çarşamba

liberalizm hakkında

Liberalizm ile ilgili bilimsel bir proje ödevim olan makaleyi konu ile ilgilenen, ve araştırma gereği duyan arkadaşlara yardımcı olmak adına paylaşmak istedim...


LİBERALİZMİN GELİŞME SÜRECİ
Siyasal düşünceler tarihi incelendiğinde, 20. yy en ilginç ve en heyecan verici çağlardan biridir. Bu çağın en önemli siyasal teorileri içinde liberalizm, sosyalizm, muhafazakârlık ve faşizm sayılabilinir.
20 asır; 2 büyük dünya savaşı, bilim ve teknolojideki muazzam gelişmeler, insanların refah düzeylerindeki artış,’enformasyon devrimi’ ile dünyanın büyük bir köye dönüşmesi gibi nedenler ile insanlık tarihinin siyasi, askeri, sosyal teknik, bilimsel ideolojik açıdan önemli olaylarına tanıklık ettiği bir dönemdir.
20. yy.da siyasi teoriler
•Liberalizm
•Sosyalizm
•Muhafazakarlık
•Faşizm
•Komünizm
Liberalizm, Avrupa kaynaklı, İspanyolca’dan türetilmiş bir kelime olmakla beraber, aslı Latince’dir. İspanyolcadan İngilizceye geçmiş ve ilk defa 19. yüzyılın başlarında siyasi terminolojiye girmiştir. Bir görüşe göre, Adam Smith, Ulusların Zenginliği’ndeki ‘liberal ithalat ve ihracat sistemi’ ifadesiyle bu kavramı ilk kez kullanmıştır.
Zamanla kullanımı yaygınlaşan kavram, yüzyılın ortalarına ve sonlarına doğru siyaset sözlüğüne iyice yerleşerek, ‘laissez faire laissez passer’(bırakınız yasınlar, bırakınız geçsinler) ifadesinin yerini almış ve düşünce özgürlüğünü, ifade hürriyetini, basın özgürlüğünü ve serbest ticareti savunanların adlandırılmasında kullanılan etiket haline gelmiştir.

KLASİK LİBERALİZMİN FELSEFİ TEMELLERİ
Klasik liberalizmin biri siyasi diğeri ekonomik olmak üzere iki boyutlu bir gelişme süreci vardır. Siyasi boyutu doğal hukuk ve insan hakları teorilerinden oluştuğundan, felsefi temellerinin çok eski dönemlere doğru uzandığını görürüz. Liberalizm son derece zengin bir düşünce geleneğine, geniş ve derin bir entelektüel birikime sahiptir.

En çok tanınan ve üzerinde en çok durulan liberal düşünürler:
•John Locke
•Adam Smith
•David Hume
•Herbert Spencer
•John Stuart Mill
•Frederic Bastiat

JOHN LOCKE VE DOĞAL HAKLAR TEORİSİ
Locke yalnız yaşadığı devrin değil, özellikle 18. yüzyıl Liberal Okulu’nun bayraktarlığı olmuş, halkın egemenliği ve tabii haklar üzerinde duran 18. yüzyıl filozoflarının hemen hepsi Locke’dan esinlenmiş veya onun etkisi altında kalmıştır.
Locke’u böylesine önemli bir düşünür yapan ve liberalizmin kurucularından biri sıfatını kazandıran fikir; Locke’un sisteminde otoritenin yerini özgürlüğün alması ve bireysel hürriyeti siyasi teorinin merkezine oturtmasıdır.

JOHN STUART MILL, FAYDACILIK VE LİBERALİZM
Mill, 1863’te yayımlanan Faydacılık isimli eserinde, hazzın insan eylemlerinin başlıca motivasyonu teşkil ettiğini ve iyi düzenin en fazla sayıda insanın en fazla mutluluğunu sağlayan düzen olduğunu belirtir . Mill, liberal iktisadi sistemi bazı “adaletsizliklere” sebep olduğu düşüncesiyle devletin bunları düzeltmek üzere bir takım tedbirler alması gerektiğini kabul eder.

HERBERT SPENCER VE LAİSSEZ FAİRE LİBERALİZMİ
Liberal düşünce geleneği dışından liberalizmi eleştiren yazarlar, A. Smith başta olmak üzere hemen hemen bütün liberal filozofları “laissez faire”ci olmakla suçlarlar. Oysa liberal düşünürlerin çoğu, Smith dahil laissez faire’ci değildir. Fakat liberalizmin iki teorisyeni bu suçlamayı gerçekten hak eder. İngiliz düşünür Herbert Spencer ve Fransız fikir arkadaşı Frederic Bastiat. Bu eleştirinin dışında Spencer’e yönelik diğer eleştiri, sosyal Dervizim adı verilen yaklaşımı geliştirmiş olması.

KLASİK LİBERALİZMİN UNSURLARI
Klasik liberalizmin temel unsurlarının neler olduğu konusunda liberal düşünürlerin görüşlerine ve hangi noktaların özellikle vurgulandığına bakmak gereklidir. George Sabine hükümetin sınırlandırılması, özel teşebbüsün teşvik edilmesi, sözleşme özgürlüğünün mümkün olan en geniş ölçüde sağlanması şeklinde sıralar.
A. Belsey ise birey, seçme özgürlüğü, Pazar toplumu, Laissez faire, minimal devlet şeklinde sıralar. Bu konuda Heyek, Hume barış, adalet özgürlüğü sayarlar. Bu düşünürlerin birbiriyle mantıksal bağları olduğunu düşünürsek klasik liberalizmin 4 temel unsurunun olduğunu söyleyebiliriz. Bireycilik, özgürlük, kendiliğinden doğan düzen ve piyasa ekonomisi, hukukun hakimiyeti ve sınırlı devlet.

1. BİREYCİLİK
Liberalizmin tanımı bireyci bir toplum sistemi olarak bilinir. Smith’in, Spencer’ın, Bastiat’ın ve 20.yy liberal yazarlarının “birey” tanımı teorinin odak noktasını teşkil eder. Bireyciliğin tarihiyle liberalizmin tarihi aynı şeyi anlatır. Locke ile başlayıp 20.yy yazarlarına kadar uzanır.

2. ÖZGÜRLÜK
Liberalizmin en kıymet verilen değeri özgürlüktür. Özgürlük anayasa ve kanunları şekillendirir. Teori özgürlük etrafında şekillenir. 19. yy liberal yazarları, 20. yy yazarları Isaiah Berlin, Hayek, Mises, Friedman, Ayn Rand, R. Nozick, Murray özgürlük hakkında kitaplar yazıp, özgürlüğün liberalizmin olmazsa olmazı olarak nitelendirmişlerdir.

3. KENDİLİĞİNDEN DOĞAN DÜZEN VE PİYASA EKONOMİSİ
Liberalizmin temel unsurlarında biridir. Piyasa ekonomisi gerek liberalizm, gerekse liberalizme karşı yazarlarca sık kullanılan bir terimdir. Buna karşı kendiliğinden doğan düzen üzerinde az durulur.
Pazar ekonomisi, üretim araçlarının özel sahipliği altındaki işbölümü sosyal sistemdir. Özel mülkiyetin bulunmadığı bir sisteme Pazar ekonomisi denilemez. Piyasa ekonomisinde herkes kendi adına çıkarına davranır. Fakat bu çıkar diğer insanların ihtiyaçlarını gidermeye hizmet eder.

4. HUKUKUN HAKİMİYETİ ve SINIRLI DEVLET
Birey ve daha tehlikelisi devlet zor kullanarak insan haklarını ihlal etmeye adaydır. Sınırlandırılmamış, kurallara bağlanmamış bir devlet insan özgürlüğüne en büyük tehdittir. Klasik liberalizm devleti sınırlama ve kurallara bağlama amacına yöneliktir.
Liberal devletin sınırlılık niteliğinin “hukuk devleti” veya “hukukun hakimiyeti” kavramlarıyla ifade edilir.

GENEL DEĞERLENDİRME
• Liberalizm yalnızca ekonomik veya politik bir teori değildir. Bütüncül ve çeşitli yönleri bulunan bir sosyal teoridir. Liberalizm yalnızca belirli bir sınıfın yararına işleyen, onların çıkarlarını koruyan bir teori değildir. Örnek: “Burjuvazi”, “mülk sahibi sınıf” dünyada en zengin ülkeler liberalizm’le yönetilenlerdir. Liberalizm insanlara kendi iyilerini araştırmak, kendi amaçlarını seçmek ve kendi yöntemleriyle bunları gerçekleştirme fırsatı verir. Liberalizm bütün bireyleri, işçi – memur, iş adamı ihlal etmeksizin insan haklarıyla donatır ve haklarının korunmasını sağlar.

•Liberalizm ve demokrasi arasında ayrılamaz ilişki bulunur. Liberalizmsiz bir demokrasi olamaz. Bugünkü demokrasinin adı “liberal demokrasidir”. Liberalizm 17. yy ve 20.yy sonuna kadar belirgin bir süreklilik göstermiştir. Son 20 – 30 yıl içinde liberal olmayan siyasal ekonomik sistemler, özellikle otoriter veya totaliter sosyalizmle yöneltilen ülkeler, liberalizmle yöneltilen ülkelerden teknolojik, yüksek refah seviyesi, üretim boyutu, özgürlük, insan hakları ve amaç insan mefhumlarından çok geride bulunmaktadırlar.
Klasik liberalizmin makro düzeyde, yani dünya ölçeğinde ideallikten somut gerçekliğe, refah devletinin de minimal devlete dönüşmesinin önünde iki ciddi engel vardır. ilki ulusal savunma ihtiyaçlarının hala devlete çok önemli görevler vermesi, ikincisi liberal ülkelerle, liberal olmayan ülkeler arasındaki büyük gelişme farkının liberal ülkeleri ekonomik gerekçelerle insanların serbest dolaşmasını engelleyerek liberal olmayan politikalar izlemesidir. Bu engeller aşılmadıkça dünyanın herhangi bir yerinde klasik liberalizmin ideal ölçüler içinde hayata aktarılması çok zor görünmektedir

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder