25 Ekim 2010 Pazartesi

An ı yaşamanın tadı

Ah hayat, nasıl da telaşlarla dolu degil mi?...sürekli bir meşguliyet, sürekli ertelenen hayaller, boşverilmiş, pas geçilmiş istekler... Neden ki ? Neden 24 saate sığdıramayız yapmak istediklerimizi , belki de 1 dk.mızı bile almayacak kadar kısa , ama hayati bir sözde saklıdır anın degeri.. nedense ertelemeyi yegleriz her defasında, sanki uzunca bir ömrün ve yaşanılan anların tekrarının garantisi varmış gibi elimizde, anlayamayız asla bunun önemini... Ancak kaybedildiginde yaşayarak hüznünü tak diye vururuz başımızı taşlara...
Her zaman derim , yaşamın tadı; içinde bulundugun anı yaşayabildigin kadar çıkaralıbilinir... İçinden birşey mi yapmak geldi , bırak dünü, yarını ve herşeyi sadece o An'a odaklan ve yap, işte bu kadar...var mı ötesi ve asla anı yaşarken düşünme ne öncesini, ne sonunu ve de hatta bir dk. bile sonrasını... Şimdi duyabiliyorum içinizden geçen sözleri.. Ohh ne ala tabi sözle ahkam kesmek kolay iş...Sen yapabiliyor musun ki bu tavsiye ettiğin sözleri, şeklinde gelişiyordur cümleleriniz...Haklı olabilirsiniz, hayat sadece bizim hayatımız belki ama bir türlü sadece kendimiz için yaşamayı öğrenemedik bizler...O nedenle hep geçmiş , gelecek , ya insanlar ne düşünür, ne söyler gibi fikirlerden uzak kalamadık,kalamayız... Ben yinede içimden geldigi gibi anın tadını çıkarabildigim kadar fazla çıkarmaya çalışarak geçirmeye ugraşıyorum zamanlarımı...Çünkü şu çok açık ki, Hayat yaşanılan Dakikarın bütünüdür. Bir gün ibaret degil midir saatlerden...İşte her an yaşadıklarımızı küçümserek, doyasıya hissetmeden yaşadıgımızda anlarımızı, toplamda bir günü ve sonuçta hayatı kaçırdığımız anlamına gelecek ne yazık ki...
Anın tadını çıkaramamızın en önemli sebebi de belkide , erteleme lüksümüzün oldugunu düşünmemizdendir ne dersiniz..Oysaki bazı fırsatlar imkanlar dogrultusunda yalnızca o an için çıkmıştır kişinin karşısına...Daha sonrası yoktur..Artık olmayacaktır... Buna örnek: sevdiginiz biri var ve siz ona bunu söylemek için kendinizce dogru olan zamanı beklemeyi yeglediniz. sürekli yanınızda duran belkide karar aşamasında olan sevdiginize içinizde çaglayan aşk okyanusundan bir nebze bile olsun tattırmayı düşünmediniz o an için...(Bu durum ayrıca bir haksızlık örnegi bence!)Belki kendinizce çok haklı gerekçeleriniz vardı ertelemek için sözlerinizi. Ama sizin için dogru olan zamanı beklerken, sevdiginizin kararını aksi yönde etkileyebilirsiniz ve artık geri dönüşü olmayacak bir yola girebilir belki de...Sonuç:yine kaybetmek...Bu konularda öyle çok çarpıcı hikayelerde yazılmıştır ki aslında, sadece hikayeyi okudugumuzda olayı idrak edebiliriz nedense, sonrasında hayatımıza uygulama durumumuz malesef düşüktür her defasındaki gibi...çünkü belkide o an hayatın gerçekleri, yaşam koşullarınızdır sizi ertelemeye mahkum hissettiren...Ama hiç azımsanacak bir yanı yoktur, yaşamı erteleyerek kaybettiklerimizin, ertelemeyerek kaybettiklerimizi düşündügümüzdeki degerinden...
Ya da şu örnek de mesela; dersi asıp , çok sevdiginiz bir arkadaşınızın doğum günü için özel bir kutlama hediyesi hazırlamaya başladınız, tüm gün bu program için çalışıp, begenebilecegini düşündügünüz bir hediye almak için saatlerce dolaşıp buldunuz onu mutlu edecek hediyeyi. Ve en son arkadaşlarla birleşip kutladınız sevdiginiz kişinin dogum gününü muhteşem bir mutlulukla...İşte o an hissettiginiz mutluluk duygusunun arasında derste ne oldu? hangi konular işlendi acaba neleri kaçırdım diye düşünmeye başlarsanız; gitti tüm emek, ve anın degeri...
Sonuç olarak; Hayat felsefesi olarak benimsemeye çalıştıgım,Ömer Hayyam'ın bir dörtlüğünü paylaşarak noktalayalım yazıyı..
Geçmiş olan dünden hiç yad etme
yarın da gelmemişken feryad etme
düşünme geleceği de geçmişi de
şimdi şen ol da yaşamı berbad etme...
Anın kıymetini bilerek , yaşamlarımızı berbat etmemeye özen göstermemiz dilegiyle...

2 yorum:

  1. Anı yaşamak...

    Sevgilin seni terketti..bu anı mı?

    Yakın bir dostun öldü bu anı mı?

    an dediğimiz olguda sadece tatlı yok ve bizler sadece acı anları doyasıya yaşıyoruz..

    YanıtlaSil
  2. İyi ya işte bende diyorumki sadece acı anlarımızın degil güzel anlarımızı da doyasıya yaşayalım...Hayat acı tatlı anlardan ibaret...Ayrıca acı anları görmeyen güzel anların degerini kolay kolay anlayamaz..Birde acı anları da o an için iyice yaşayıp sindirmeliyiz ki , daha sonra hiç ummadıgımız bir zamanda depreşip karşımıza çıkmasınlar...Zira o zaman başa çıkmak çok daha zor olacaktır..

    YanıtlaSil