12 Ekim 2010 Salı

KIYMETLİM

İnsan kaybedince anlıyor elindekinin değerini ya da kaybedeceğini anladığında. Bugün öyle derinden hissettim. Canım öyle yandı ki. Bir an kaybettim sandım. Bir an gerçekten bitti dedim artık telafisi yok. Canına can katan insan artık yok. Her an gözüne bakan. canının yanmaması için elinden gelenin fazlasını yapan artık yok. Evet annem artık yoktu. Ölmüştü. Tüm komşular bizdeydi. Hepsinin gözü yaşlıydı. Hepsi hüzünlü.Ben, ben ise ne hissettiğimi bile bilmiyordum. Hayatta mıydım ondan bile haberdar değildim. Hayat damarım kopmuştu çünkü. Koşulsuz sevgi kaynağım artık kurumuştu. İnanamıyordum olanlara. Şaka gibiydi. Nasıl olurdu, nasıl ölürdü? Benim annem, hayat dolu kahkahalarıyla etrafını canlandıran kadın nasıl olurda artık olmazdı .
Çok yalnızdım. Hem de hiç duyumsamadığım kadar. Çok çaresizdim hem de hiç olmadığım kadar. Çok canım yanıyordu hem de hiç yanmadığı kadar. sol yanım acıyordu hem de hiç acımadığı kadar....
Bu nasıl bir şeydi? Neydi anne, bir çocuk için? Meğer her şeydi. Tek yoldaştı. Tek gönül arkadaşı..
Nasıl zordu kaybetmek onu.. Nasıl zordu kabul etmek, onsuzluğa uyanmak.
Bir an, işte o an çaldı telefonumun alarmı.Uyandırdı beni bu kabustan. Öyle bir kabus ki gerçeğin ta kendisi. Öyle bir kabus ki yürek acısı.
Hemen sarıldım telefona. Annemin sesiydi ilk duyduğum. Sevgi dolu sıcacık.. Kızımmdı ilk sözü... Anne seni çokkkk seviyorum diyebildim.. İyi ki varsın iyi ki terketmedin beni.... Ben de seni çokkkk seviyorummm kızım dedi... Seni çokkkk seviyorummmm...
Söz sana annem, söz. Bir daha ihmal etmeyeceğim. Seni hep canımdan çok seveceğim. Ve her gün arayacağım. O sevgi dolu masum sesini duyacağımmm.. Ve seni hiç bir zaman kaybetmeyeceğimmmmm....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder