22 Eylül 2010 Çarşamba

CESUR KADINLAR...

Tesadüfen İclal Aydın'ın Hayat Ağacı adlı programında izledim onları. Öyle içten öyle samimilerdi ki. Mersin Arslanköy kadınlarıydı ekrandaki. Bir avuç ev hanımıydı. Kuş uçmaz kervan geçmez bir yerden ta Frankfurt'a uzanan bir hikayeleri vardı.Kim derdi ki onlar büyük başarılara imza atacaktı. Küçücük evlerinden tüm dünyaya seslerini duyuracaktı. Takdir ettim o kadınları,onları yönlendiren öğretmeni.
İsteyince olacağını gösteriyordu insana. Hangi yaşta olduğunun bir önemi yoktu.İnanmak, sabretmek ve çaba göstermek yeterliydi. Tıpkı Arslanköy'ün Kadınları gibi. Hepsi 40-50 yaşlarında. Çoğu tahsilli değildi. Ama inanıyorlardı. Kendilerine güveniyorlardı. Böyle başlıyordu hikayeleri.
Yaklaşık sekiz yıldır da tiyatroyla uğraşıyorlar. Neler başardıklarını hepimiz görüyoruz ya da izliyoruz.
Onlara güvenen onlara inanan öğretmeni de unutmamak gerekir. O öğretmen ki inandı onlara, koşulsuz güvendi ve uğraştı. Sonucunu da aldı.
Hep söylendiği gibi sadece okulda bitmiyor öğretmenin görevi. Bir öğretmen,tüm toplumu etkiliyor. Öyle kutsal bir meslek ki... Böyle örneklerle daha da iyi görebiliyoruz öğretmenliğin kutsallığını.
Bu durumun bir de başka boyutu var. Arslanköylü kadınların eşleri. Onlar da inandı eşlerine, güvendiler. Şimdi her biri gurur duyuyor eşleriyle.
İşte bu kadınlar her şeyin üstesinden geldi. Evinin, eşinin, çocuklarının, tarla bağ işinin, çevredeki dedikoduların ve en önemlisi tiyatronun... Böyle kadınlar takdir edilmez ne yapılır?
Hangi yaşta, hangi koşulda olursak olalım. İstediğimiz her şeyi başarıyoruz. Yeter ki biz kadınlara fırsat verilsin.Yeter ki kimse bize engel olmasın... Görün o zaman neler başarıyoruz..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder