21 Eylül 2010 Salı

AYNA...

Bugün okulumda ikinci günüm. Yeni eğitim öğretim yılındayız. İlk defa bu kadar çok heyecanlandım. İlk yılım değil halbuki. Öğrencilerimi, okulumu ilk görüşüm değil. Hiç biri bana yabancı değil. Ama ilk defa böyle hissettim dördüncü yılıma başlamama rağmen.
Garip çok ama çok garip. Uyku tutmadı pazar akşam. Öğrencilerimi düşündüm. Mezun olanların nerede ne halde olduklarını.Diğerlerinin nasıl olduklarını ne kadar büyüdüklerini. Bu yıl neler yapacağımı düşündüm. Ne yapsam da dersimi daha çok sevdirsem? Nasıl daha verimli olabilirim mesela diye sordum kendi kendime. Bir an önce sabah olsun bir an önce göreyim onları dedim. Sanki yavrularından ayrılmış bir anne gibiydim. Onların benim sevgime şevkatime ihtiyaçları vardı.Onlardan ayrı kalmak beni üzmüştü. Çok özlemiştim onları. Hem de düşündüğümden de çok.
Sabah ilk gittiğimde içim kıpır kıpırdı. Erken kalkmıştım. Özenle hazırlanmış, okulun yolunu tutmuştum. Yaşadığım aksilikler bile bastıramamıştı heyecanımı. Öğrencilerimi görünce silinmişti tüm pürüzler. Çok sevinmiştim hem de çok.
Neler oluyordu bana? Daha düne kadar bu mesleği sevmeyen bu mesleğe devam etmek istemeyen ben neredeydi? Hani bırakacaktım ilk fırsatta! Şimdi nasıl oluyor da böyle düşünüyordum? Kendimi bu düşünceler içinde buluyordum.
Alışıyordum galiba ne dersin? Galiba içime sinmeye başlıyordu. Mesleğimin gerektirdiği sorumluluğu daha derinden hissediyordum. Ve en önemlisi sevmeye başlıyordum. Artık çok hoşuma gidiyordu bana “ÖĞRETMENİM” diye hitap etmeleri. Onların iç dünyalarını keşfetmekten, hayal dünyalarında dolaşmaktan büyük keyif alıyordum. Onların hayatlarında küçücük de olsa bir iz bırakabilmek, benden ufacık da olsa bir kırıntı bulmak ümidi öyle heyecan vericiydi ki…
Her şeyiyle örnek olmak. Şekillenmemiş hayatlarının şekillenmesine yardım etmek, yanlışlarında doğrularında anne babasından bile daha yakınında olmak. Onların derinlerine inebilmek… Geldikleri noktaları izlemek bazen gurur duyarak bazen için sızlayarak.. Kendini bulmak onlarda. Kendi doğrularını, kendi yanlışlarını.
Nasıl keyif vermez, nasıl mutlu etmez insanı kendi aksini izlemesi aynada…
Ben bir öğretmenim, yeni tomurcuklara su veren…
Yeni umutları yeşerten,
Yeni gelecekleri şekillendiren,
Ben bir öğretmenim öğrencilerini çok hem de çok seven…

2 yorum:

  1. Bu durum aslında mesleğine ne kadar bağlı olduğunu gösteriyor meleğim.Kesinlikle bu meslek içine işlemiş ve severek yapıyorsun. Sen ne kadar istemiyorum desen de içten içe istiyorsun. Yaptığın çok kutsal bir meslek hayatım. Böyle hissetmen çok güzel. Bu durum senin mesleğinde yavaş yavaş piştiğini gösteriyor. Başarılar diliyorum meleğim

    YanıtlaSil