26 Ağustos 2010 Perşembe

Hrant Dink davası ve AİHM

Başlık Rıza Türmenin başlattığı bir yazı dizisine ait. Hrant Dink cinayeti ve AİHM kadar uzayan yargı sistemiyle alakalı güzel bir yazı. Ama itiraz etmek istediğim bazı noktaları var. Öncelikle henüz tükenmemiş yargı yollarının olmasına rağmen AİHM e gidilmiş olması eleştiriye açık. Hemen belirmek isterim AİHM eğer soruturma savsaklanıyor ve baştan savma şekilde ilerletilmiş yada ilerletiliyorsa ülke içinde ki yargı yollarının hepsinin denenmesinin gerekli olmadığını söylüyor. Anlaşılan Dink aileside soruşturma konusunda ört-bas edilme durumunun var olduğunu düşünüyorlar ve haklı sayılırlar. Her türlü pisliğin Ergenekon çetesinin üstüne atıldığı şu dönemde cinayettede soruşturmada da yine bu çetenin parmağının olduğu savunılabilir. O yüzden bu konuda pek bir ilerleme kaydadilebileceğini düşünmüyorum.

Zaten değinmek istediğim konu bu değil. Ben bu davalarında Dink ailesini destekliyorum. Gerçi ülke içi yargı yollarının hepsini denemelerini AB üzerinden yetkililere siyasi bir baskı yapmamış olmalarını dilerdim ama ülkem yöneticileride aski durumda pekte oralı olmuyorlar buda bir gerçek. Yani bu davalarını destekliyorum. Lakin AGOS gazetesi başyazarı ve yayın yönetmeni olarak yazdığı yazılar ve söyledği sözler hakkında açılan davalar konusunda soru işaretleri var kafamda. Tamamının Vikipedia da olduğu alıntı ne demek istediğimi göstermekte:

Ermeni Diasporası'na 1915 olayları için soykırım kelimesini içermeyen daha yumuşak muhalefet yürütmeleri çağrısında bulundu. Bunlara karşılık 2002 yılında Urfa'da verdiği bir konferansta "Ben Türk değil Türkiyeliyim ve Ermeniyim" dediği için "Türklüğü aşağılamaktan" üç yıl yargılanarak, beraat etti. 13 Şubat 2004'te yayımlanan bir makalesindeki 'Türk'ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni'nin Ermenistan'la kuracağı asil damarında mevcuttur." sözleri nedeniyle 301. maddeden "Türklüğe hakaret" suçlamasıyla yargılandı ve aksi yönde verilen bilirkişi raporuna rağmen 6 ay hapis cezası aldı ancak cezası ertelendi. Dink, bu dava için AİHM'ye başvurmaya hazırlanmaktaydı. Dink' in yargılanmakta olduğu iki dava daha vardı.

Atatürkün sözlerini almış Ermenistana uygulayıp tekrar etmiş. Bumudur aydın kişilik. Asil damarmış. Neyse ben kendi adıma bu sözlerle yargılıyorum Hrant Dink i ve hakkında açılan davayı Türklüğü aşağıladığı kararına bağlıyorum. Benim neznimde sonuç budur. Ölmüş birisinin arkasından yapılacak tek şeyde bu olsa gerek. Mezardan çıkaracak halimiz yok ya. Ama ailesinin öyle bir düşüncesi var gibi. Haklı bulduğumuz yaşama hakkının ihlal edilmiş olduğu cinayet davasının yanına bunuda sıkıştırmışlar. Tebrikler tam bir şark kurnazlığı. Daha ülke içi yargı yollarının bitmediği bu davayıda haklı oldukları cinayet davasına yamamışlar. AİHM de bu iki davayı birleştirivermiş. Sinirlenmemek elde değil. Adalet aradıklarını söylüyorlar ama adaleti sadece kendileri için var sanıyorlar. Ayıptır.

Bu tarz eleştilere cevaben çoğu kişi batının özgürlüklerinden bahseder. Böyle kişilere cahil kalmış toplumum cevap veremiyor. Ama bir bilse özgürlük dedikleri bu tarz eleştirileri entellektüel geçinen Hrant gibi önemli yazarların değilde basit birkaç bin kişiden fazla kimsenin takip etmediği kişilerin yaptıklarını. Nasılda tokat gibi verir böylelerine cevabını. Vatan bilincinin, birlikte yaşama bilinci olduğunu o çok sevdikleri batıda bilmiyorlar mı sanki! Ama adaleti istedikleri gibi kullanan sözde entellektüellerimiz ifade özgürlüğünüde böyle değerlendiriyorlar. İfade özgürlüğü tüm ülkenin az çok bildiği birinin çıkıp 'Türk'ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni'nin Ermenistan'la kuracağı asil damarında mevcuttur." demesi kadar rezil bir durum var mıdır? Herhangi bir yazar çıkıp sadece Türk ve Ermeni kelimelerinin yerlerini değiştirip aynı şeyi söylese kıyamet kopmaz mı? Siyasi liderler arasında alevlenen soy-sop atışması buna harika bir örnektir. Özgürlükmüş özgürlük sadece azınlıklara tanınan özgürlük istemiyorum ben. Ve artık bu ülkeyi seven ve düşünen insanlarında eğitim almasını ve meydanı bilgili birikimli akıllı ama kimlere hizmet ettiği belli olmayan böyle kişilere bırakmamasını istiyorum. O günleri özlemle bekliyorum.

Ayrıca ben oturup kürt-türk-ermeni gibi konuların halk arasında gayet medeni bir şekilde tartışıldığına çok kez şahit oldum. Pek çoğunada iştirak ettim. Ama yukarıda da belirttğim gibi önde gelen kişilikler bu tarz ırkçı söylemlerde bulunur ve siyasi liderler ve başka önde kişilerde benzer tepkiler verirlerse elbette ülkemin çeşitli yerlerinde ırkçı çatışmalar vuku bulur. Saçma sapan açıklamalar olmasa bu ülkedeki çoğu insan yaşamından gayet memnun.

Son olarakta bu olayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül e kadar uzamış olması. Ya kardeşim bu ne basiretsizliktir. Sen koskoca Cumhurbaşkanısın bilmeme kimin kardeşi ile baş başa görüşüyorsun. Hiç mi işin gücün yok. Bizim şirkette bile ben patron yada müdürle çok az şeyi konuşurum. Sırdan soru yada sorunlarla gittiğimde tepki alırım. Ülkemin onlarca derdi var. Git onlarla ilgilen. Hem kat be kat daha çok kişiyi ilgilendiren hemde bu ülke için yararlı şeyler yapan insanların sorunlarıyla ilgilen. Gönder bir tane yetkiliyi görüşsün. Savunmanı mı geri çekeceksin özür mü dileyeceksin o kişi aracılığı ile yap işte. Ona buna yaranmaya çalışmanın ne anlamı var. Birde derler şöyle ülkeyi böyle ülkeyiz. Kandırmayın kendinizi halen ona buna yaranmaya çalışıyorsunuz. İnsanlara hele ki böyle insanlara hak ettiğinden fazla değer verirsen elbette böyle olur. Daha çok sürünürsünüz, sürünürüz.

Çok daha güzel günlerin geleceği hayali ile

1 yorum:

  1. ne kadar dogru bir yazi. bu ne kadar irkci bir soylem. bu tip soylemler azinliklarin agzindan cikinca hep alkislaniyor ama batida buyuk bir skandal olarak kabul edilirdi. Her zamanki gibi onu olduren geri zekalilar, haksiz oldugu noktalarda bile Dink'e prim verdiler. simdi elestirmek bile ayip. bu ulke ne zaman uyanacak. ne olur yazin, temiz yurekle ve vatan sevgisiyle, objektif olarak, yani her zamanki gibi yazin

    YanıtlaSil