4 Mayıs 2010 Salı

Mennun Olmak

Eski yazılarımdan birisini burada paylaşmak istedim. Güzel günlerdi, yazdıklarımı paylaşmaya başladığım ilk yazılarım :=)) Linkede bakabilirsiniz Memnun olmak. Fikirlerimin nasıl bir yol izlediği hakkında güzel bir kaynak oluyor bu yazılar.

İnsan kendini rahat hissettiği ortamlarda bulunmak ister. Kendisini kimselerin tanımadığı bir yerde ve bu sayede istediği gibi davranmak. Bu yüzden tatil beldelerinde daha rahat davranırız, hele birde yanlız isek ( sıkılma ihtimali var ama ) istediğimiz davranışı sergileyebiliriz. Ama yine bambaşka bir yere, iş gezisine gidersek mesela aynı rahatlığı gösteremeyiz. Neden? Çünkü, patronumuz yada çalışma arkadaşlarımız olup bitenlerden bir şekilde haberdar olabilirler.

Hayat acımasızdır. Çok kere duymuşuzdur bu sözleri. Evet öğledirde. Herkes kaçıp gitmek ister sürmekte olduğu hayattan. Kendini tanıyan kimsenin olmadığı bambaşka yerelere yada kimsenin olmadığı bir dağ evine. Peki neden, neden kaçmak ister insanoğlu hayatından. Bunun ne kadar da çok sebebi vardır. Stresli hayat sıkmış, bunaltmıştır insanları. Gürültü, patırtıdan uzaklaşmak ister. Yorucu gelmeye başlamıştır hayat. Ama bunlar kaçmak istemenin gerçek sebeplermidir!

İnsan bırakıp gitmek ister sürmekte olduğu hayatını, bambaşka biri olmak. Çünkü hayat ona pekte beğendiği bir rol vermemiştir. Evet bir rol. Hayatımız boyunca davranışlarımız ile şekillenen bir rol. Hepimiz aslında bize verilen rolleri canlandırıyoruz ve gayette başarılıyız. Mesela bir müdürün davranışları bellidir çalışanlara ve patronuna karşı. Bir öğretmenin öğrencileri ile olan ilişkileri belli kalıplar dışına çıkamaz. Yada bir banka görevlisinin müşterileri ile olan dialoğu çok barizdir. İşte hayat bize roller vermiş bizde oynuyoruz.

Tabi bu yorum din açısından inançlara biraz aykırı durumda. Ama demek istediğim bize önceden bir rol verildiği ve onu canlandırdığımız değil. Eğer biz bir kapıcı olsak yapmamız gereken davranış önceden belirlenmiş durumda. Kaç tane kapıcı gördünüz sizi şaşırtabilen bir davranış sergileyen. Yani kapıcıysak toplum bize bir hayat ekmiştir bizde onu biçiyoruz. Bu hasatın dışına çıkamayız. Bu kadar basit.

Toplumla yaşmak istiyorsan kurallara uymak zorundasın. Uymazsan yaşadığın toplumun zaman içerisinde bir hamur gibi yoğurup şekillendirdiği kurallara, çok farklı şekillerde itham edilirsin. Deli derler ahlaki kurallara uymayan yada kendini küçük düşürücü hareketler sergileyenlere. Başarı radikal yapar seni, gösterdiğin çoook farklı davranışlara başka bir kılıf bulunamadığı için. Aslında pek de farklı değildir deli ile yaptıkları arasında. Sadece radikal çevresine kabullendirmişdir davranışlarını. Uçarı olursun, sinirli, pısırık, hayalperest...vb eğer deli denemeyecek bir konumda isen. Toplum korur sınıflarında üst dereceleri işgal edenleri.

Genellikle çocukluk yıllarından itibaren kişi toplumun ön plana çıkardığı hayat tarzlarını sürmek ister ileriki yıllarda. Aslında o hayatın kendisine uygun olup olmadığına hiç önem vermeden. Ve baştada dediğim gibi eğer istenilen hayat şekline ulaşılırsa kişi mutlu olur. Ama toplumun ön plana çıkardığı hedef yaşam alanı dar bir küme olduğu için, herkesi içine almaz. Bu yüzden insanlar istemedikleri bir hayatı sürmek zorunda kalırlar ve mutsuz olurlar. Yine başa döndük kaçmak isterler devam eden yaşamlarından. Çünkü kendilerine verilen hayattan, biçilen rolden memnun değillerdir....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder