8 Mayıs 2010 Cumartesi

Herhalde Yani_!

Hukuk sisteminin en büyük yaptırımı caydırıcılığıdır. Yani vergi kaçırana, hırsızlık yapana yada olay çıkarana adalet mekanizması caydırıcı olacak seviyelerde tepki vermelidir. Ki kişi öncelikle suç işlemeyi aklına bile getirmemelidir. Ama bir şekilde işlemiş ise o suçu bir daha işlememesini sağlanmalıdır. Bu hukuk sisteminden beklenen uygulama.

Lakin herkesinde bildiği gibi bizim ülkemizde böyle bir uygulama mevcut değil. Suç işleyene hem caydırıcı olacak bir ceza yok yasalarımızda hem de olsa bile yıllarca neticeye bağlanamayan birikmiş davalarımız var. Halbuki cezalar göz ardı edilemeyecek seviyelere çıkarılsa ve karar mekanizması hızlandırılsa suç niteliği taşıyan olayların ne kadar azaldığına şahit oluruz hep birlikte. Zira kap-kaç olaylarının son dönemlerde yok denecek kadar azaldığı herkesçe fark edilmektedir. Bunun sebebine gelince konu ile ilgili değiştirilen yasa elbette. Kap-kaç artık gasp suçu sayılıyor ve bu sayede vatandaş böyle bir davranıştan kaçınıyor. Keza kırmızı ışıkta geçme uygulaması da geçmişte benzer bir ceza artırımına tabii tutulmuştu ve kırmızı ışıkta geçmemek uygulanmaya başlayan bir kural haline gelmişti.
Konuyu getirmek istediğim nokta meydana gelen iki olay. İlki Samsun da gerçekleşen doğu kökenli vatandaşlarımıza ait işyerlerine yapılmaya çalışılan saldırılar. 30 kadar vatandaşımızı bahsettiğim işyerlerine müdahalelerini polisler engelliyor ve dağılmalarını sağlıyor. Nasıl yani_? Bu 30 kadar vatandaşımız toplumun huzurunu bozacak ve kökeni neresi olursa olsun Türk vatandaşı olan kişilerini malına ve canına kast ediyor ve polisler bu kişileri ne gözaltına alıyor nede bir daha bu şekilde bir eylem yapmalarını engelleyecek bir müdahalede bulunuyor.
Şimdi kendimi bu kişilerin yada bu gibi eylem yapmaya yakın durumda ki kişilerin yerine koyuyorum. Canım sıkılınca gider tekrar cam indirir, adam döver stres atarım diye düşünmemem için hiç bir engel yok gibi. En fazla nezarette sabahlarım oda çok zor iş. Ne güzel istanbul yahu. Evet muz cumhuriyeti değiliz ama isteyenin yasaları takmadan istediğini yaptığı bir ülkedeyiz. Zira yasalarda suç olan terörü ve teröristi öven her türlü eylem yapılmakta. Ve polisin bu eylemlere müdahale etmemesi sonucu olaylar çıkmaması ve bunun neticesinde de bu sene Nevruz bu sene Abdullah Öcalanın yakalanma yada doğum günü olaysız geçti haberleri süslüyor manşetleri. Tabi olay çıkmaz birisi Diyarbakır da istediğini yapar diğeri Samsunda istediğini yaparsa elbette arbede yaşanmaz. Ama olayların arkası da kesilmez.


İkinci olay Uğur Dündar ın da bir dönem enselerinde olduğu gıda üreticileri. Çikolatanın içinden ameliyat eldiveni çıkmış. Haberin detayı şurada. Söyleyecek pek bir şey yok. Eğer sen bu tarz uygulamaların cezalarının işyeri kapatmaya, altından kalkılamayacak cezai uygulamalara çıkarsan bak bakalım bir daha böyle bir haberle karşılaşıyor muyuz! Halkın sağlığı ile oynayan kalıyor mu piyasada! Yok böyle devam ederse de inşallah zamanla gıdaların içinden manken arkadaşlarda çıkmaya başlar umarım. En azından marjinal fayda sağlarız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder