24 Nisan 2010 Cumartesi

İşsizlik


Ülkemizde yerleşmiş düşüncelerden birisi okuyup meslek sahibi olup devlete sırtını dayamaktır. Devlete sırtını dayamak kısmını sürekli eleştiriyorum zaten. Devletin yasalarla düzeni oluşturmak ve devemlılığını ve işlerliğini sağlamanın dışında işi yoktur. Ama ne hikmetse güzel ülkemde böyle değil. Değişeceğede benzemiyor. Konumuza dönecek olursak halkımızda yerleşmiş olan bu okuyup devlet kapısında bir iş sahibi olma fikri son krizle birlikte dahada artmış durumda. Ne kadar başarılı olduğu ve yıllarını çalışmakta olduğu şirkete vermiş olan meslek sahipleri bile işsiz kaldı özel sektörde. Bu durum elbette salla başını al maaşını zihniyetini körüklemekte. İşin rahatlığı ve başaramama durumlarında sorun yaşamama garantiside cabası.

Mezuniyetimin yazında Türk Telekom ile iş görüşmesini beklemek dışında işsiz kalmamış birisi olarak ne kadar uğraşsamda empati kuramadığım belkide kurmak istemediğim bir durum işsiz kalmak. Genç nüfüsümuzun 4 te 1 inin işsiz olduğunu düşününce sosyal bir patlama olmamasına şaşırıyorum doğrusu. Gerçi bunda yapılan araştırmalarda ülke insanımızın kendi geleceğini ülke geleceğinden daha parlak görmesinin bir payı olmalı. Nasıl böyle düşündüklerine galiba ülke batasa bile ben bir yerlerden yırtarım olmalı. Eee tabi birde kpss sınavı var, hemde her sene. İşsizlere oyalanacak sosyal bir tepki üretmekten alakoyacak bir çıkar yol. Devleti bu başarısından ve uygulamasında dolayı kutlamak! lazım. Keza dershaneler de öyle. Büyük bir istihdam oluşturmakta. Aynı zamanda kayıt dışı istihdamda öyle. Vergi almıyor ama sosyal patlamanın önüne geçmiş oluyor devlet.

Ayrıca ara sırada çıkıp TOBB üyesi her şirket alsa bir işçi ne kadar düşeceğinden bahsediyor Başbakanımız işsizliğin. Aslında her TOBB üyesi 3 işçi alsa işsizliğin biteceğini ya bilmiyor yada asıl bombayı başka zamana saklıyor. Bu kouda Başbakanımıza verilecek çok tavsiye var elbette. İşsizlik sorunu yazısı baya yardımcı olabilir, öneririz.

Tamam devletin görevi vatandaşlarına iş bulmak değil. Ama girişimcilerin yani özel teşebbüslerin ihtiyaç duyduğu ortamı kurmak zorunda. Kaç senedir mikro reformlar askıda bekliyor. Avrupa uyum yasalarıda aynı. Evet değiştirmemiz lazım bu anyasayı ama böyle gündemi meşgul etmek ve horlanmış, dışlanmış veya engel görmüş moduna kendini sokmak için kullanılmamalı. Buradan sakın AK Parti düşmenıymışım gibi algılanmasın. Bu söylediklerimden sonrada yandaşı olduğum sonucuna varılmaması gerektiği gibi. AK Partinin yapmış olduğu onlarca yararlı değişikliğide ayakta alkışlıyorum. Ama eleştirmemiz gereken ve eksik yada yanlış gördüğümüz konularada hiç çekinmeden değiniyorum.

Sonuç olarak devletimizden beklediğimiz; kobiler için gerekli düzelemeleri yapması, yeni girişimcilerin kredi bulabilmesi için gerekli ortamın oluşturulması, Ar-Ge konusunda daha verimli bir sistemin geliştirilmesi ( eğitim ), kredi imkanlarının kolaylaştırılması ve özellikle bankacılık sisteminin ayak bağları olan SPK. BDDK gibi kurumların işleyişini düzenlemesi, kayıt dışının azaltılması aklıma gelen birkaç örnek. Özetle mikro reformların gerçekleştirilmesi. Varsın sonra Başbakanımız gündemi ne ile istediği kıvama getiriyorsa getirsin. Yoksa Böbrek satmak istiyorum tarzı haberlerin artması içten bile değil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder