27 Nisan 2010 Salı

Halkın yüzde 15.6‘sı bu yıl ekonomiden umutlu.

Güzel ülkemin dışında ki insan davranışları konusunda pekte bilgi sayibi değilim. Ama yaşamın bana sunduğu yolculukta ülkem insanı hakkında önemli deneyimlerim var. Ve deneyim konularımdan birisi de azımsama durumu. Yani komşusunun aldığından daha az aldığını düşünme sıkıntısı. Kendi ihtiyaçlarına yetecek bir maaşı sırf iş arkadaşlarından daha az diye sorun çıkaran, tatile gitmek konusunda sevinmeyip komşusundan daha kısa süreliğine gittiği için tepki gösteren, komşusu aldı diye eşya alan mobilyaları yada perdeleri değiştiren ... Örnekleri çoğaltmak mümkün.

KEY ödemelerinde son gelişmeler başlığı ile verilen haber konumuza başka bir örnek. 406 bin kişi KEY ödemesi hak ettiği halde paralarını almamış. Gerçi çeşitli veri sorunları yüzünden haklarını elde edemeyenlerde mevcut. Ama genel olarak sebep bahsettiğimiz gibi KEY den ödeme yapılan diğer çalışanların haklarından çok daha az haklarının olması. Zira kişi başı ortalama 74 TL hakları mevcut. Benzer şekilde özellikle yıl sonlarına denk getirilen şans oyunlarından tahsilatı yapılmayan miktarlar hakkında yapılan haberlerde benzer bir içeriğe sahip. Büyük çoğunluğu amorti yada küçük ikramiyeler olan ve bu yüzden ilgi görmeyen kazançlar. Bu olaylarda halkımızın konu hakkında genel duruşunu özetleyen örnekler. Ve haberlerin veriliş şekli haberden alınan fikri belirlediği için toplumun genel düşüncesi "kazandığı yada hakettiği halde parasını almayanlar var" "ben kazansam hakkımı bırakırmıyım" şeklinde oluyor. Halbuki alınmayan ikramiye tutarının milyonda biride belkide böyle tepki gösteren kişiye ait.

Burada benim önem verilmesini istediğim konu haberlerin sunuluş şekilleri. Haberin başlığından tutunda konulan resim, bilgisi alınan kişinin konumu yada ismi ve kurulan aktarım cümlelerinin amacı çok önemli. Zira dünki yazımda bahsettiğim Milletvekilimizin açıklamaları konuyla alakalı güzel bir örnek.Örnekleri çoğaltmakta mümkün. Funda ÖZKAN ın bugünkü yazısından yaptığım alıntı aşağıda:

AA zoruyla mutluluk
Dün Anadolu Ajansı‘ndan geçen bir haberin ilk başlığı şu:
“Halkın yüzde 15.6‘sı bu yıl ekonomiden umutlu.”
TÜİK-Türkiye İstatistik Kurumu Yaşam Memnuniyeti araştırmasının haberi bu. Toplumun çoğunluğunun söylediği geneli yansıtır değil mi?
Merakla okuduk. Meğerse halkın yüzde 30.1‘i 2010’da ekonomik durumun daha da kötü olacağını düşünüyormuş. Demek ki 2010 beklentisi çoğunlukla kötümser. Anadolu Ajansı, ilk başlığa azınlıktaki iyimserlerin beklentisini niye çıkarıyor, sizce?

Yani haberi vermek istedikleri şekle sokabiliyorlar. Bu yüzden haberi alan taraf olarak bizler seçici davranmayı ve doğru haber yapanları desteklemeyi öğremeliyiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder