10 Nisan 2010 Cumartesi

Hadi Köye Geri Dönelim Mİ_??

Sitede henüz kendimden pek bahsetmedim. Bu durumun sebebi zaman içerisinde yazılarımla ve görüşlerimle belirtmek istememdi. Biraz bahsetmek istiyorum, ben Ege bölgesinin ücra bir köyünde büyüdüm. Sonra ortaokul ve lise için taşımalı eğitimle ilçeye, ilçede ki anadolu lisesine gittim. Lisenin son senesinde de şehir merkezinde ki dershaneyle ve şehir kalabalıklıklarıyla tanıştım. Sonra üniversite diye sürüp gitmekte. Şimdilik bu kadar detay yeterli. Bunları anlatma nedenime gelince Modern zaman parodoksu yazısı.

Verdiğim likten bahsedersek, insannın neden şehrin gerginliğini, sorunlarını yada çapraşıklıklarını çektiği, şehir dışında bir ev sahibi olmanın maddi zorluklarını ve bu evleri ne kadar çok şehirlinin istediğine değiniyor. Ve neden böyle yapıyoruz ki diyor. Köyümüze geri dönsek zaten sahip olmak istediğimiz bu şartlar orada mevcut diyor.

Bir balıkçı hikayesi vardır. Balık tutmakta olan orta yaşlı birisinin yanına gelen, şehirden bıkıp haftasonunu balık tutarak geçirip sakinleşmek isteyen, iş adamı ona ne kadar balık tuttuğunu, balıkları nereye sattığını felan sorar. Daha çok balık tutmak için bir tekne almasını, kredi kullanıp çevresindeki baıkçılardan da balık alıp onları satarak para kazanmasını söyler. Sonra işlerini büyütmesini ve bu işi şirketleşmeye götürmesini tavsiye eder. Borsaya felan açıl biraz daha büyüyünce de şirketi satıp, bir balıkçı köyüne yerleşip balık tutarsın der. Balıkçı adamın suratına manalı manalı bakar ve "Şu anda zaten onu yapıyorum" der. Kıssadan hisse insan topraktan geldi, toprağa döner.

Köyde büyümüş ve şehirde yaşayan birisi olarak köyün şartları ve ortamı ile şehrin şartlarını ve ortamını iyi bilirim. Mükayese ederek başlamak istiyorum. Şehirde de elektrik, su, telefon ( olmayan birçok köy var halen ama ceptelefonları sağolsun ), tv uydu yayını ( Kablolu bulamayacağınızı söylememe gerek yok galiba ) var, köyde de. Tabi bu sistemlerde meydana gelen bir arızanın giderilme süresi içerisinde soru işaretleri barındırır. Benim köyüm şanslı, internette var ama birçoğu öyle değil. Doğalgaz hiçbir köyde yoktur. Isınma başlı başına bir derttir. Günlük yayınların geldiği çok az köy vardır, devede kulak misali. Kitap yada kitapçı bulmayı ummak yanlış olacaktır. Evler, linkteki yazıda da belirtildiği gibi az odalı ve küçüktür. İstediğiniz herhangi bir yere gitmek için ya aracınız olmalıdır yada yüksek şansınız. Birde yoldan geçen araçları durdurabilme yeteneği işe yarar. Yani toplu taşıma aracı bulmak baya zor. Benim köyümden ilçe pazarına her perşembe giden dolmuşlar olurdu o kadar. Onlarda vergi kaçıran sistemlerdi ama orasını hiç sormayın :=)). Gerçi taşımalı eğitim ile birlikte köyümde ki okula köyde kalmak istemeyen öğretmenleri ilçeden getirip-götüren bir servis vardı, oda büyük bir lutuftu bizler için. Sinema, tiyatro gibi etkinlikler elbette hiçbir köyde yok. Alış-veriş merkezi olarak size son kullanma tarihi geçmiş ürünler dahi satabilecek ama bunu genelde bilmeden yapan köy bakkallarını sunmaktan gurur duyarım. Aklıma gelenler bunlar.

Elbette temiz havasını, doğal ürünlerini, sakin ortamını, sıcak muhabbetlerini, komşu ziyaretlerini, dünya sıkıntılarını ürünlerin ve havaların durumuna indirgeyen zihniyeti, tatlı rekabetleri, toprak sahada top oynamayı, gelecek kaygısından uzak çocukluğu, sevgilinin bir bakışını yakalamak için harcanan emekleri, soba başı kültürünü, düğünlerini, eğlencelerini, toprağa basma hissini, yağmur kokusunu ve bunun gibi sadece köyde yaşayabileceğiniz onlarca duygudan da bahsetmek gerekli elbette.

Yukarıda saydıklarımız iki farklı yerleşkenin genel olarak fiziksel özellikleriydi. Ama olayın bide insan ne için yaşar sorusuna verilen cevap kısmı var. Baltalamak konuyla alakalı bir yazımızdı. Bilmenin ve yükselmenin insan için önemini unutmamak gerekli. Çoğumuz müslüman olduğu için bu konuyada giriyorum, Kuran-ı Kerim in ilk ayeti OKU der. Benim bu konuda ki yorumum çalış ve öğren, öğren ve sorgula, sorgula ve geliştirdir. Yani diyelim ki bugün hepimiz köye ve köy yaşantısına geri dönkük, insan olmanın doğası gereği biz belli bir zaman sonra yine benzeri bir sistemi oluştururuz. Bu arada unutmadan değinmek isterim; bu kadar kalabalık bir dünyayı köyde barındırabileceğimizi düşünmek yanlış olmaz mı_? Neyse biz konuya devam edelim.

Ve gelelim asıl konuya. Sık sık bahsettiğimiz gibi insan var olma hırsına sahiptir. Topluluk içinde diğerlerinden ayrılmak ve gözükmek için uğraşır. Sanatçı olur, olmazsa olmuş gibi yapar ve rezil olur. Sporcu olur, bilim adamı olur, işinin ehli olur, zengin olur, atar-tutar adam olur, hiçbirşey olamazsada radikal olur. Varlığını sürdürmek ve ön plana çıkmak için uğraşır. Bu da köyde olmaz. Olursada daha öncede değindiğimiz gibi tekrar mevcut sistemin bir benzerini yaratarak olur.

Yani ne yaparsak yapalım, insan beynini ve hayalgücünü köyün sığ yapısına sığdırmak nerede ise imkansızdır. Ama bu demek değildir ki köyün eşsiz güzelliklerinden ve imkanlarından vazgeçeceğiz. Hem şehirde yaşamayı hemde köyde sefa sürmeyi bilmek lazım. Mesela ben önümüzde ki hafta 5 gün süreyle köyümdeyim. Gidecek bir köyü olayanların vay haline...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder