26 Nisan 2010 Pazartesi

Cumhuriyet

Cumhuriyet İstanbul İstiklal Caddesi Balık Pazarı sonunda yer alan tarihi bir meyhane bilmeyenler için. Haftasonu iş arkadaşım ve iş arkadaşımın üniversiteden arkadaşı olan ve benimde yeni tanıştığım arkadaşla birlikte oradaydık. Ben pek içki kültürü olan birisi değilimdir. Ama meyhanenin tadını ve ortamını da bilirim. Keza Türk Santa Müziğine olan ilgimde azımsanmayacak ölçülerdedir. Yani tam bir muhabbet ve içki ortamı olan bu yerlerle ilgiliyimdir.

Öncelikle mekandan bahsetmek istiyorum. Tarihi bir mekan olduğunu duyduğum yapı pekte öyle bir havaya sahip değil. Modern bir görüntüye sahip durumda. Yani dün açılmış dense inanırsınız. Bilindik günümüz ahşap masaları, mermer merdivenler, duvar renkleri, tuvaletlei herşey çağımıza ait. Eski olduğuna inandırabilecek tek özelliği var çalışanları. Yıllardır bu işi yaptıkları ortada. Gerçi oraya yeni gelmişlerde olabilir diyeceksiniz. Ama mekanla bütünleşmiş bir havaları var. Bu yüzden tarihi bir mekan diye düşündürüyor. Birde oturduğumuz masada bana denk gelen tabağın kırık olmasıda yeni bir mekan olmadığını ispatlar mı bilmiyorum. Bu arada tabağı değiştirdiler onuda belirteyim.

Mezeleri lezzetli ve çeşitliydi. Balık yemeye kimse meyletmediği için o konuda bir malumatım yok. Ama kalamar ve mezeleri düşününce balık yemek içinde gidilebilecek bir yer diye düşündürmekte.

Çeşitli istisnaları geçersek Atatürk'ün "Bu millete her şeyi öğrettim bir tek uşaklığı öğretemedim" sözünü illa doğrulamak niyetinde olan milletimin bu özelliği mekanın çalışanları içinde geçerli. Masaya ve masadakilere olan saygılarında eksiklik var. Ve çoğu işletmede ki sürekli sipariş vermek zorunda hissi yaratmakta üstlerine yok. Lakin biz hiç oralı değildik onuda belirteyim. Herkes ne içmek yada yemek istediğini biliyordu. O yüzden sorun yaşamadık.

Ortam gayet nezih ve temiz. Diğer müşterilerde içkinin nasıl içileceğini bilen havadalardı. Bir masada ki turistler hariç. Biz kalkarken seslerini yükseltmeye başlamışlardı. Mekanın belkide en güzel yönü arka fonda sürekli çalan Türk Sanat Müziği eserleriydi. Seçilen parçalar ve sesin ayarı çok yerindeydi.

Fiyat konusuna gelince bir büyük rakı, büyük salata, kalamar, beş-altı çeşit meze ve üstüne kahveler 145 lira ödedik. Artık değerlendirme size kalsın.

Ve son olarak içkiye bakış açıma gelirsek; Müslüman birisi olarak içkinin günah olduğunu biliyorum ve hayatın çoğu şeyi gibi dinide sorgulayan ben bu konuda hiçbir şüphe barındırmıyorum içimde. Ama günah olduğunu bile bile yapıyor olmakta beni sık sık çelişkiye düşürüyor. Ama yinede arasıra eğlenmek içmek iyide geliyor yani. Gerçi günah olduğunu bilerek yada bilmeyerek o kadar çok şey yapıyoruz ki oda başka bir konu.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder