2 Nisan 2010 Cuma

Anın Tadı

Anın tadına varmalıyız. Yaşadığımız anın tadına. O anı bir daha yaşayamayacak olduğumuzu kavramakla başlamak gerekli. Üzücü hadiseler meydana gelmiş olabilir, bir daha hatırlamak istemeyeceğimiz bir olay yada, sevindirici gelişmelerin olabileceği gibi. Mühim olan bu iki durumunda bize farklı duygular tattırdığı ve bunların yaşanılası hisler olduğudur.
Nasıl acı yemekten hoşlanılıyor, limon sıkılınca daha çok beğeniyoruz çeşitli gıdaları yaşamda da üzücü, kötü duygular yer almalı. Sevdiklerimizzden ayrı olabiliriz mesela. Ama bu vesile ile onlara özlem duyarız. Ve bu duyguyu bize yaşatacak başka bir durum söz konusu değil. Yani özleyecek birilerimizin olmasının yanında bu duyguyuda yaşamak bir ayrıcalıktır.
Yaşam hislerden, hissetmekten ibarettir bir bakıma. Temel gıdaların dışında ki besinleri bize verdiği tat gibi hissiyatlar için alırız, daha iyi şartlar bize konforlu hissettridiğinden hedeflerimizdendir, yada eğlenmek için izleriz filmleri dizileri. Hepsinin sonucunda aldığımız haz ve tat yani hissiyattır. Burada tat derken tatlı değil kastım. Romantik bir film izler ve ağlarız ayrılmışsak sevgilimizden yada birbaşka sevdiğimizden. O anı yaşamak ve ağlamakta bir tatdır. Söylemeye çalıştığım işte o an.
Sürekli iyi haberler alan bir kişi düşünün. Başından herhangi bir talihsizlik geçmemiş ( buda nasıl olur bilmiyorum gerçi :=)) ). Böyle birisinin yaşamdan alacakları tek taraflı sadece sevinç içerikli olmaz mı_? Ne var bunda, ne güzel işte demeyin. Sadece tatlı yemeye, sadece komedi filmi izlemeye yada tek tür kitap okumaya mahkum olduğunuzu düşünün nasıl bir hayat olur..!
Sonuç olarak geçmişten günümüze gelmiş olan bir söze vardık gibi " elimizdekilerin değerini bilelim ". Ama ben buna birşeyler eklemekte ısrarcıyım; ELİNİZDE NE VARSA O MALZEMEYİ KULLANMAYI BİLİN. O duyguları bir daha tatma şansınız olmayabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder