31 Mart 2010 Çarşamba

Eşitlik - 2

Eşitlik yazısını kaleme aldıktan kısa bir süre sonra benzer konuları farklı bir şekilde dile getiren şu yazıyı gördüm. Fırsatınız olursa okuyun.

Eşitlik

Hayatımızda ki çoğu şey hakkında eşitlik beklentisi hakimdir. Kadın erkek eşitliği, ücret eşitliği, sosyal haklar eşitliği, fırsat eşitliği vb... Şimdi ben bunların hepsine karşıyım desem çoğu kişi tepki gösterecektir. Ama bakış açınızı değiştirirseniz sizde benim gibi düşüneceksiniz.
Hayatın neresinde eşitlik var ki üstte saydığımız ve uğrunda baya çaba harcanan konularda eşitlik bekleniyor.
Ülkemizin jeopolitik konumundan bahsedilir hep ve genel olarak haklı bir bahistirde. Eee hani ne oldu eşitliğe. Tamam komünizm ( Kominizm Nedir_? ) denilen sistem bunu yapabileceğini ima eder. Yani Sibirya ile Türkiyeyi pek çok konuda eşitleyebileceğini söyler. Diyelim ki mümkünde ama ya hava şartları, ulaşım şartları, onlar ne olacak. Orada ki kişi benden daha sıkı giyenmeli, daha dikkatli olmalıdır. Bunu nasıl eşitleyeceğiz.
Anadolunun pekçok yerinde birbirinden farklı tarım ürünleri yetişir. Ama heryerde her ürün yetişmez. Ve son yıllarda ki gelişmeleri saymaz isek herhangi bir bölgeden diğerine ulaşım pekte mümkün değildir. Yani ülkemizde genel olarak insanlar kendi yetiştirdikleri iyi ihtimalle komşularının ürünlerinden istifade edebilirler. Ne oldu eşitliklere. Bu durumda siz her bölgede ki çocuğun aynı şartlarda büyüdüğünü mü söyleyeceksiniz. Yok daha neler.
Her insan anotomisi gereği ergenlik çağını yaşar. Ve bu çağın başlayacağı yaş aralığı konusunda birkaç tane etken vardır. Bunlardan ilki cinsiyet ( Şimdi gelmişsiniz bana kadın erkek eşitliğinden bahsediyorsunuz ). İkincisi hava ve çevre koşulları, genetik yapı, aldığı besinler ...vbdir. Nasıl olacağını sormak isterim bu eşitliklerin.
Bu sözlerimden sakın olaki kadınların ve erkeklerin istifade edebilecekleri sosyal ve eğitim gibi imkanların sınırlandırılması gerektiği anlaşılmasın. Benim dile getirmek istediğim " yaşam zaten kendi içerisinde bir eşitlik sağlar". Örnek; Türkiye de kadınlar için kariyer konusunda bir dönem "çocukta yaparım, kariyerde" mesajı verilmişti. Yani kadın için çocuk sahibi olmanın kariyer konusunda bir engel olduğu vurgulanıyordu. Bu düşünceye cevabım "askerlik" olacaktır. Nasıl bir kadın için çocuk sahibi olmak kariyerinde ilerlemesi için engelse askerlikte bir erkeğin kariyerinde gelişim gösterebilmesi için engeldir. Tabi askerlik gerekli fırsatları değerlendirirsen istediğin zaman yapılabilen vatani bir görevdir. Annelik ne kadar kontrollü olsanda bir anda karşına çıkabilir. Ama hamilelik döneminde babanın çektikleride azımsanmamalıdır. Buda başından beri savunduğumuz hayatın kendiliğinden bir şekilde eşitliği sağlayacağının göstergesidir. O halde toplumun çeşitli kesimlerini zorla diğerleri ile eşitlemeye çalışmak düzeni kendi elimizle bozmaktan başka bir anlama gelmez. Sizin yapmanız gereken her türlü imkana her insanın erişebilmesini sağlamaktır. Gerisi yaşamın doğal şeçilimi...

Nükleer Enerji

Takip etmeye başldığım ilk blog öğrenciliğim süresince Akşam gazetesini okumamı sağlayan Deniz GÖKÇE nin köşesinde bahsettiği blog dur. Son zamanlarda yazılarının çalınmasından kaynaklanan ücretli bir site kurmalarından dolayı eski havaları dağılış durumda. Ücretli sitelerine henüz üye olmadığım için orada ki durum hakkında yorum yapamıyorum. Pekçok konuda güzel yazılar paylaşılan bir sitedir tavsiye ederim.
Nükleer enerji alanımlada ilgili olduğu için bu konuda ileride çeşitli yazılar olacak sitede. Ama başalngıç olarak yukarıda o kdar övdüğüm sitede ki Nükleer Kirlilik ve Nükleer Enerjinin Zararları adlı yazıları siteyide tanımak adına okuyabilirsiniz.

İş başı

Ehh, artık girişi yaptığımıza göre iş başıda yapmalıyız. Bir anda gündemde ki ağır konulardan Kürt Sorunu, Anayasa Taslağı yada Darbe planları girmek fikrinde değilim. Bunlar önümüzde ki günlerde bahsedeceğiiz konulardan olacak.
Muhabbete başlamanın en çok kullanılan yöntemi; Havalar... Nedir bu havaların değişkenliği son dönemlerde. Konuyla alakalı Küresel Isınma Nedir_? okunası bir yazı. Saatlerinde değiştirilmesi ile güne başlamakta çok zorlanır oldum. Öğleden öncesi ile sonrası hatta bu saat ile diğer saat arasında ki farklar vucut direncimi ve çalışma isteğimi kırmakta. Çevremden aldığım tepkilerinde böyle olması bunun genel olarak bu geçiş mevsimlerinde herkesin ortak derdi olduğunun bir kanıtı.
Şimdi gelelim asıl meseleye. Peki insanları bu kadar yorgun hissettiren bir mevsim ki ona Bahar diyorlar neden bu kadar çok sevilir. Üstüne onlarca şiir yazı ve şarkı yapılır. Acaba acı çekmeyi seviyormuyuz_? Yoksa değişkenlik hoşumuza giden bir şey mi_? Yada yapacak birşey yok mecbur katlanıyormuyuz_? Elbette bu sebepler geçerli ve eklenebilecek daha pekçoklarıda var. Bu durumda yaşamımız içerisinde sorgulamadığımız alışkanlıklardan olasa gerek.

Merhaba

Uzun süredir bu anı bekliyordum. evet, artık bende bir blog oluşturdum. hayata dair bildiklerimi paylaşmak, yaşanmışlıklarımı ve planlarımı aktarmak istiyorum. Takipçilerim ile öğrenmek, araştırmak ve eğlenmek istyorum.
Bu bloğu kurarken amacım sadece konu başlığını seçme şansını elde etmektir. Yoksa ben aktarayım başkaları okusun değil. Ben bildiklerim ve gördüklerim doğrultusunda girişi yapmak niyetindeyim. Sonrasında herkes bildiklerini eklemeli buraya. Bu durumun zorluklar içerdiğini, zahmet gerektirdiğini bilmekteyim. Ama hayat zaten her daim böyle değilmidir.
Herkese, bu koca DÜNYA ya merhaba