2 Nisan 2017 Pazar

Hayat


   Bu blog sayfasını ekonomiturk sayfasından esinlenerek ve yazmayı sevdiğim için başlamıştım. Kaç yıl olduğu kaç yazı yazdığıma bile bakamıyorum. Son yazımı yazalı ne kadar oldu onu bile bakamıyorum. Hayatın en önemli konusunun zamanı nasıl kullanacağın olduğunu anlamış durumdayım.

    İnsanoğlu acaba aynı sonuca kaç farklı olayla erişiyor hayatta. Aynı dersi kaç farklı şekilde alıyor. Ben çok kez cevabını veriyorum bu iki soruyada. Hatta hayatta aldığım derslerin çoğu aynı konu ile ilgili. Zira hayat çok basit. Her insan ne kadar zengin olursa olsun aynı anda bir yerde oluyor. Eş zamanlı olarak yapabileceği eylemler sınırlı. Ve diğer insanlar ile aynı.

    Sosyal medya ve iletişim teknikleri o kadar arttı ki benim blok yazarlığına başladığım zamana göre burada artık daha kısa yazılar yazmak istiyorum. Tabi her hafta bir konu ile ilgili ciddi ve uzun yazılar yazmak planlarım var.

    Umarım başarılı olurum. Hayat. Hayat çok güzel.

4 Kasım 2015 Çarşamba

Petrol Fiyatları Neden Halen Yüksek?



     Büyüklerimiz geçmişte ulaşımın ne kadar kısıtlı imkanlar ile yapıldığının sık sık anlatırlar. Özellikle Anadolu'nun ücra köşelerinde bir yerden bire gitmenin çok uzun zaman aldığını, yürümek zorunda kaldıklarını yada işleyen bir makine bulmak için haftalarca beklemek zorunda kaldıklarını ballandıra ballandıra dile getirirler. Devamında sözü ne kadar şanslı olduğumuza, değer bilmezliğimize hatta vefasızlığımıza kavuştururlar. İletişim kurmamamız, hal hatır sormamamız ve ziyarete gitmememiz hele ki bu kadar imkanları arttığı bir çağda ayıp ettiğimizin kanıtıdır. Büyüklerimiz öyle düşünüyor hak vermek yada vermemek size kalmış.

     Günümüzde hızlı trenler, her ile yapılmaya çalışılan hava alanları ve metrolardan bahsedilse de seçimlerin bile uzun süre propaganda aracı duble yollar olmuştur. Bunun temel sebebi de elbette toplum olarak üstte bahsettiğim geçmiş eziklikten midir bilmem ama kendi aracına sahip olmak, işine komşuna ya da pazara kendi aracınla gitmenin hayat standardının temel kıriteri olmasıdır. Bir ev bir araba her Türk ailesinin başat hayalidir. İş böyle olunca da elbette kişi başına düşen araba istatistiği yükseliyor. Ve bu durumda özellikle büyük şehirlerde trafiğe, trafikte aklı zorlayan hezeyanlara sebep oluyor.

     Peki bu kadar çok araç olunca ve her yere onunla gitmek isteyince trafik dışında neye sebep oluyoruz. Elbette hava kirliliğine. Çocuklarımızın geleceğini hatta kendi yaşlılığımızı düşünüyorsak çevremize ve doğaya sahip çıkmamız gerekiyor. Toplu taşıma kullanımı da hava kirliliğinin önlenmesinde atılması gereken ilk adımlardandır. Artık gerisi size kalmış, Sen bilirsin Türkiye!

    Havayı kirleten araçlar değil elbette, araçların tükettiği yakıtlar. Peki bu yakıtların fiyatları nasıl şekilleniyor diye bu kadar çok araç sahibi olunca kafa yoranda bir hayli çok oluyor. Petrol fiyatları düşüyor ama akar yakıt istasyonunda ödediğim bedel neden düşmüyor? Bu soruyu şimdiye kadar sormadı iseniz sorduğunuzda cevabı hemen yapıştırırlar; Dolar yükseliyor ve otomatik fiyatla sistemimiz olduğu için pompa fiyatlarına yansımıyor. Hadi canı!. Otomatik fiyatlama mı. Harika ya demek ki kişilerin inisiyatifine bırakılmıyor. Ne güzel bir ülkede yaşıyorum Allah'ım. Demek isterdim ama kazın ayak kısmı farklı olduğunu söylüyor.



     2015 Mayıs aynın ilk haftasından başlayarak her hafta petrol varil fiyatı ve o gün ki dolar kuru ile çarpımının ve aynı gün ki benzin pompa fiyatının grafiği üstte. Otomatik fiyat ayarlaması filan yalan gibi görünüyor.

   Hazır seçimler yeni bitmiş vaatler konusunda asgari ücrette olduğu gibi yan çizmeler ilk günden başlamış muhalefet nasıl yapılır onu tartışalım. Bu ülke yararına iyi şeyler yapmak için sadece yönetimde olmak gerekmiyor. Doğru bir şekilde muhalefet etmekte gerekiyor. Ve bu muhalefeti yani Hayır ve İstemezük üstüne kurulan şeklinde değil yapıcı muhalefeti AK Partiye oy verenler bile hatta ilk önce onlar yapmalı. Yoksa bir sonra ki seçimlerde yine 7 Haziran seçimleri gibi bir tablo ortaya çıkacağı muhakkak.

    Ve herkesin bilmesi, biliyorsa hatırlaması gereken bir konu var. Bu ülke için yapılan her iyi şey sadece yapan kişileri destekleyenlerin yararına olmuyor. Ya da aynı kişilerin yaptıkları kötü şeyler sadece o kişilere o vermeyenleri etkilemiyor. Herkesi ve hepimizi etkiliyor.



10 Eylül 2015 Perşembe

Kötü Kahraman Olmak



Benim hem kötü hemde kahramanım olanlar var. Benim olduğu kadar onları tanıyanlar içinde öyle olduklarını düşünüyorum. 

 
   Eski Türk filmlerinde ki kötüleri özledim. Hani deşifre olduğunda kaçıp bir daha gelmeyen kötüleri. Hani yaptıkları tezgahlar ortaya çıktığında polisin hemen yakaladığı kötüleri. Hani yakalandığında suçlarını itiraf eden kötüleri.

  Günümüzde kötüler o kadar kötüler ki geçmişte ki kötüleri özlememek elde değil. Bahar devrimi aracılığı ile ölenlerin, evsiz yurtsuz kalanların, göçmen hale gelenlerin rakamla ifade edilmesi bile imkansız durumda. Gelişmiş ülkelerin göçmenlere karşı aldıkları tavır akla ziyan. FED ve ECB yada Çin hiç bir ülkeyi takmadan istedikleri ekonomik kararları alıp tüm insanlığı ateşe atmaktan geri durmuyor. Kötüler artık eskisi kadar naif değil. Nerede eski bayramlar denmekte. Onun yerine " Nerede eski kötüler! " demek gerekli.

Kötü Olmak Bir Ayrıcalıktır

  Ülkemizde olanlara anlam vermek zaten imkansız. Kuralsız, izansız, düşüncesiz davranan bir yönetim ve o yönetimin yaptığı olumlu olumsuz her şeye muhalefet eden örümcek kafalılar. Ve elbette filler tepişirken ezilen gariban halk. Tuzu biberi denir ya oda son günlerde kontrolden çıkan terör olayları.

   Teröriste terörist diyemeyen ama barış lafını ağzından düşürmeyen çakallar. Olayları oya çevirmeye çalışan çıkarcılar. Oluşan boşlukları doldurmaya çalışan açık gözler. Ve " Nereye gidiyor bu ülke! " diyen gariban halk. Dediğim gibi eski kötüleri özledim. Hani o Erol TAŞ, Hüseyin PEYDA, Nuri ALÇO hatta Tecavüzcü COŞKUN'u. Zira o bile tecavüz ederdi sadece. Öldürmez, elini kolunu kesmez, yakmazdı.